Theo’ya Mektuplar 1873-1890 yılları arasında usta bir ressam tarafından kardeşine yazılan mektupları kapsar.Bu derin ve zamanında anlaşılmayan kişilik 1853’te Hollanda’da doğdu.Ailesinde bir çok bankacı , ticaretle uğraşan kişi olmasına rağmen babası bunlardan hariç bir köy papazıydı.Köy papazının oğlu 12 yaşına gelmesine rağmen kavramları ve nesneleri anlamakta güçlük çekiyor,yaşıtları ile aynı düzeyde eğitimleri alamıyordu. Yazımızın da ilerleyen kısımlarında anlatacağımız üzere yaşadığı ruh bunalımları ve bilemediğimiz sebeplerden ötürü bir tarlada karnına ateş ederek yaşamına kıymak istedi.Bu ünlü ressam Van Gogh’tan başkası değildi.

30 Mart 1853 tarihinde, Hollanda’da doğdu.Farklı ve derin bir hayat sürdü,fakat bu yazımızda sadece Theo’ya Mektuplar’ı açacağız.Zaten böylesine bir kişilik tek bir gönderide anlatılamazdı. Theo’ya Mektuplar;

Van Gogh çok sevdiği kardeşi Theo’ya yüzlerce mektup yollamış,yazılardan da anlaşılacağı üzere konular genelde renk sorunu, para sıkıntısı, şehir betimlemeleri ve kendisinin için dünyasına yönelik betimlemeleri ile ilgiliydi.Gerçektende ressam dünyasının üretken sanatçısını anlamak için bu mektuplar bile yetersizdir ki hala Van Gogh felsefesi üzerine yüzlerce yazı yazılmaktadır.

Bu mektupları anlamamız için ilk öncelikle Theo’yu anlamamız gerek. Theo, Vincent Van Gogh’un belkide tek sevdiği kişiydi. Theo onu ressamlığa itmiş,evinde barındırmış ve ressamlık için kalem, boya gibi malzemeleri temin etmiştir.Bununla kalmayıp Van Gogh için iş ayarlamış ve onu hayatın içine koymaya çalışmıştır.Bir kardeşin yapması gereken her şeyi Theo ona vermiştir.

Theo van Gogh

Sevgili Theo,

Doğum günün kutlu ve mutlu olsun, daha nice yıllara.. Karşılıklı sevgimizin gelecek yıllarla birlikte çoğalması dileğiyle.. Böylesine çok ortak yanımızın olması beni öyle sevindiriyor ki.. Yalnızca çocukluk anılarını paylaşmıyoruz biz.. Benim şimdiye dek çalıştığım işte çalışıyor olman, bildiğim tanıdığım bir sürü insanı ve yeri senin de tanıman ve doğayı, sanatı bunca sevmen…

Mektuplar aslen bir şeyi anlatmak için özel bir yere sahip.Bilindiği üzere Van Gogh roman, şiir, öykü yazarları gibi içindekileri insanlara anlatamıyor,yazmakta güçlük çekiyordu.Fakat diğerlerinden daha farklı bir biçimde sanatını ve aktarmak istediklerini iki binden fazla yaptığı resimlerle anlatmıştı.Dediğimiz gibi mektuplar özel bir yere sahipti.Çünkü ilk kez Van Gogh’un bir şeyleri anlatmasına yardım etmişti.Belki sadece Theo’nun bu yazıları okuduğunu düşündüğü için böylesine kolay bir aktarım yapmış, içindekileri aktarabilmişti.

Yıldızlı Gece (The Starry Night), 1889

İçimde büyük bir ateş yanıyor, fakat kimse ateşin başında ısınmak için gelmiyor ve yanından geçenler sadece dumanı görüyor.

Van Gogh resim yapmayı gerçekten seviyordu.Fakat bunu biraz abartmış sayılabilirdi.Boya yiyor, yemeklerine tat veya görsellik katsın diye boya ekliyordu.Bugün müzelerde yüzlerce resmi sergilenen adam elbette sorunlu bir kişilik olmalıydı,tek düze bir insan hapishaneye giremeden Tutuklular Çemberi adlı eseri asla icra edemezdi. Arles yakınlarındaki bir akıl hastahanesine gönüllü yatmıştı.Kardeşi Theo’nun ona yolladığı Gustave Doré‘nin bir gravüründen yola çıkan ressam kendi benliğini Tutuklular Çemberi’ne koymuş ve orada yansımasını görmüştü.

Tutuklular Çemberi

Sevgili Theo,

Kalbimde sana söylemem gereken bir şey var; belki de önceden biliyorsundur, senin için yeni bir haber değildir bu. Bu yaz, yüreğimde Kee’ye karşı derin bir aşkın geliştiğini açıklamak istiyorum sana. Ancak, bunu kendisine açtığımda, geçmişle gelecek arasında bir ayrım yapamayacağını, duygularıma hiçbir zaman karşılık veremeyeceğini söyledi. Bunun üzerine, ne yapmam gerektiği konusunda içimde korkunç bir kararsızlık doğdu. Onun, “hayır, hiçbir zaman, asla” deyişine boyun mu eğeyim, yoksa olayı kesinlikle kapanmış olarak düşünmeyip umut beslemeye devam ederek vazgeçmeyeyim mi? İkinci şıkkı seçtim. Şu âna dek bu karardan pişman olmuş değilim. Hâlâ, “hayır, hiçbir zaman, asla” duvarıyla karşılaşıyorum, o başka. O günden bu güne birçok “Petites misères de la vie”** ile didiştim elbette… Bunlar kitapta yazılsa bir çok kişiyi eğlendirecek nitelikte elbette ama insan kendisi yaşadığında hiç de hoş nitelendirilmeyecek şeyler… *Yaşamın Küçük Eziyetleri

Van Gogh yazıdan da anlaşılacağı üzere Kee’ye açılmış fakat reddedilmişti.Fakat bu usta ressamın ilk reddedilişi değildi.Hayatının ilk yıllarında kiracı olarak kaldığı evin kızına evlenme teklifi etmiş,fakat reddedilmişti.Farklı bir krizde ailesinin bir fahişe ile beraber olmasına karşı gelmesi ve Christine adlı kadının intihara kalkmasıydı.Bu olay onu derinden etkileyecekti.Evet, Van Gogh aşk konusunda gerçekten talihsizdi.

Kulağı Bandajlı Otoportre

Sevgili Theo, Mektubun içindeki 100 frank ve ayrıca 50 franklık posta havalesi için çok teşekkürler.Bana sorarsan Gauguin, bu güzel Arles kentinde içinde çalıştığımız küçük sarı evden ve özellikle benden biraz bunalmıştı.Aslına bakarsan burada onun da benimde üstesinden gelmek zorunda kalacağımız daha başka, daha ciddi sorunlar çıkacağı kesin.Ancak bu sorunlar dışarıdan değil,kendi içimizden geliyor daha çok.Bence iki olasılık var:Ya kesinlikle gidecek, ya kesinlikle kalacak. Herhangi bir şey yapmadan iyice düşünmesini her şeyi enine boyuna ölçmesini söyledim.Gauguin çok güçlü müthiş yaratıcı bir insan, ama işte bu yüzden huzura ihtiyacı var.Burada huzur bulamazsa başka her hangi bir yerde huzur bulabilir mi?Onun bir karara varmasını sonsuz bir sakinlik içinde bekliyorum. Ellerini sıkarım.

Gauguin tıpkı Gogh gibi usta bir ressamdı.23 Aralık gecesi (Yukarıdaki alıntı 23 Aralık 1888’e ait.) hoşlanmadığı tavırlar takınan Gauguin’in boğazını kesmeye çalıştı.Alıntıdan da anlaşılacağı üzere Gauguin gerçekten güçlü bir adamdı.Bu olay alıntının üstündeki resmin (Kulağı Bandajlı Otoportre) doğmasına yol açacaktı.Çünkü usta ressam hırsından dayanamayıp kendi kulağını kesecek ve kulağını kent yakınlarındaki geneleve götürüp bir fahişeye verecekti.Kulağı Bandajlı Otoportre resmi buradan doğmuştu.

Rhone Üzerinde Yıldızlı Gece

Ah, Theo, tonlar ve renkler ne büyük şeyler! Bunları hissetmeyi öğrenemeyen biri ise gerçek yaşamdan ne kadar uzakta!

Rhone Üzerinde Yıldız Gece eseri ve daha bir çoğunda sarı ve mavi tonlarını yoğunca kullanmıştı ressam.Tonlar ve renkleri büyük şeyler olarak tanımlamış ve Theo’ya bunlara sahip olmayan birinin gerçekten yaşamadığını söylemiştir.Fakat resim yapmaya böylesine hayatını adamış bir adam yaşamı boyunca yalnızca tek bir eser satabilmişti.Kırmızı Üzüm Bağı tablosu bu alanda tek olma özelliğini gösteriyordu.Tonlar ve Renkler zamanında kıymeti bilinmeyen büyük şeylerdi.

Patates Yiyenler

1890 yılıydı. Gogh her zamanki gibi tarlada güneşin altında bir şeyler üretiyordu.Bu, Theo’ya Mektuplar’ın son güneşiydi.Güneş bir daha Gogh’un düşüncelerine ışık tutmayacak,Theo kardeşinin derin zihninden geçenleri bir daha asla okuyamayacaktı.Çünkü güneş Gogh’un intihar ettiğine tanık olacaktı.ressam tabancasını almış ve karnına ateş etmişti. Theo son anda yetişmişti, fakat bu Van Gogh’un yalnızca iki gün daha hayatta kalmasını sağlamaktan başka bir işe yaramayacaktı.

Yaşamının son iki yılına hayatındaki çoğu eseri sığdıran ressamın ölümünden sonra satılan eserleri paha biçilmezdi.İntihar ettiği silah 162 bin euro gibi bir değere satılmıştı.Ama dünya sessiz bir çığlığı duymazdan gelmiş Theo’nun kardeşini üzmekten başka bir işe yaramamıştı.

Fırtınalı Havada Scheveningen Sahili

”Değirmen yıkılmış ama rüzgar hala esiyor..”

-Vincent Van Gogh

Alıntılar: Theo’ya Mektuplar, Vincent Van Gogh (10.Baskı) YKY Yayınları Görseller; Theguardian,Britannica

Theo'ya Mektuplar” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s