Kör Baykuş

Sadık Hidayet’in bir zamanlar kendi memleketi olan İran’da yasaklanan kitabı anlaşılması güç kitaplarda en üst sıralarda yer ediniyor. Sadık Hidayet’in o bir çok yazarı etkileyen sürrealizm dokunuşlu cümleleri, bu kitapda zirveye tırmanmış durumda. Kitap ilk Hindistan’da yayımlandığında belirli bir dönem İran’da basımı yasaklanıyor.

Konusuna gelecek olursak baş karakterimiz bütün gün puslu evinde kalemdanlar üretmektedir. Kalemdan ise Arapçada mikleme anlamına gelen eskiden kalem koymaya yarayan kutulara denilirdi. Baş karakterimiz ise bu kalemdanları yaparken kitabın ilk başında okuyucuya kendini gölgeden tasvir ederek tanıtıyor. Afyon ve şarabın’da sık sık geçtiği kitapda karakterimiz adeta sessizleşmiş bir yaşayan ölü durumundadır. Kitapta neyin gerçek neyin hayal olduğu sorusu, karakterimizin iç sesi ve psikolojik krizlerle birlikte anlaşılmaz hale geliyor. Yani karakter kendini tanıtırken veya karşıda gördüğü bir insana bakarken, imgeler öylesine karışıktır ki neyin gerçek olduğunu ilk seferde anlamak çok güç. Tıpkı Ses ve Öfke kitabı gibi. Kısacası karakter kendini okuyucuya tanıtırken şu cümleleri sarf ediyor:

”Bütün gün tek meşgalem kalemdan resimlemekti. Bütün vaktimi kalemdanların üzerine resim yapmaya, şarap içmeye, afyon çekmeye vakfetmiştim. Kalemdan resimlemek gibi gülünç bir işle meşgul olmamın tek sebebi uyuşma ve zaman öldürmek. Allah’tan yaşadığım ev, şehrin dışında sessiz, sakin karmaşadan uzak. Etrafı çepeçevre yıkıntı ve harabelerle dolu evimin. Yalnız hendeğin öte tarafında ufak, toprak evler beliriyor ve sonra da şehir başlıyor. Öyle bir ev ki bu, sanki eski kalemdanların üstüne resmedilenlerden.”

Kitabın başında kendini duvara yansıyan gölge ile tanıttıktan sonra evine amcasının olduğunu söyleyen biri gelmiştir. Bu kişi kitapta sonradan da ortaya çıkarak okuyucuya adeta bir karmaşa yaratmaktadır. Baş karakterimiz ise amcasına evde kalan tek şey kırmızı şarap ikram etmek için raflara doğru ilerlediğinde, pencerede ötede karşısında bir selvi görür. Ve bir genç kız kambur bir ihtiyara nilüfer uzatmıştır. Nilüfer ise eski İran mitolojisinde Nahid gülü olarak da kabul edilir. Uyumayı kolaylaştırıp ağrıları gidermede kullanılır. Bu olay kitapda gerçekten de ustalıkla işlenmiştir. Karakterimizi en çok etkileyen olaylardan biri bu olmuştur ki kitabın devamı olaylar silsilesinin adeta bir yansıması gibi bir hal alacaktır. Tam o sırada karakterimiz kendine gelir ve hem amcasının yok olduğunu hemde aslında pencerenin asla olmadığının farkına varır.

Konusuna ufak bir giriş yaptığımızda giriş kısmında ufak özet adeta kitabı sonuna kadar saran bir ağ gibi çevreliyor. Okuyucu neyin gerçek olduğu sorusuna cevap aramaktan vazgeçip, karakterin başından geçenlere odaklanıyor. Afyonun ve şarabın etkisi ile yaşayan karakter ise felsefi, sosyolojik bir çok yorum katıyor. Karakterin kendini kendi anlatması fakat kendini kendininde bilmemesi ise okuyucunun neye inanması gerektiğini kendisine bırakılmasına neden oluyor. Bir çok kişi tarafından ustalıkla alkışlanan, bir çok kişi tarafından ise sert eleştirilen bu kitapta bir çok ayrıntılı açıklama da mevcut. Bazı sayfaların yüzde 80’i açıklamalarla dolu. Sürrealist eserlerden aşina olduğumuz kurgu bu sefer İran mitolojisini de içinde barındırarak ortaya çıkınca tanıdığınız imgeler sizi büyüleyecek.

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.

Kör Baykuş- Kırmızı Yayınları,1.basım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: