Eskisi Kadar Özlememek

Özdemir Asaf’ın ”Eskisi Kadar Özlememek” şiiri gerçekten de özleme verilen uzun uzun cümlelerin özetini tek bir çırpıda anlatıyor. Yazarların o hep yazılan şeyleri yaşama alışkanlığı bu şiirde de var olmuşa benziyor, çünkü özlemeyen biri gerçekten de yerli edebiyatın en güzel örneklerinden biri olan bu şiiri çıkaramaz. Kısaca onsuz asla dediğimiz kişilerin teker teker hayatlarımızdan çıkması ve asla geri gelmeyeceklerini bile bile onlara içimizden yer vermesi Özdemir Asaf’ın da yaşadığı şeylerden biri. Neticede insan her zaman unuttuğunu söylese bile hayatında mutlaka bir iz kalıyor. İz kalmasına kalıyor fakat bazılarımız izlerin sessizliğini içimize gömerken bazılarımız ise dillendirerek böyle bir şiir yazıyor;

Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum..
Biraz kırgın..
Biraz da kirletti sensizlik beni!
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
“İyiyimler” yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
Gel diye beklemiyorum artık,
Hatta istemiyorum gelmeni..
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
Benim derdim yeter bana banane!
Alıştım mı yokluğuna?
Vaz mı geçiyorum, varlığından?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem..

Görüldüğü üzere özlenilen kişinin ardından yıllar geçmiş ve özlemin yıpranma payı şiirin ilk kısmında kusursuz bir şekilde aktarılmıştır. Şiirin en can alıcı noktalarından biri ”Eskisi kadar özlemiyorum seni” ise diğer şiirlerden hariç direk baş kısımda bulunuyor. Özlemin yüklendiği değerin yavaş yavaş silinmesi, bu silinmenin ardından gelen sorgulamalar ve kabullenişler ise kanımca şairi en çok üzen noktalardan biri. Şiir devam ettiğinde ise kişinin arkada bırakılmasının onda yaşattığı tepkilerin giderek azalması ve solgunlaşması tıpkı bir kayıtsızlık biçimde aktarılıyor. Biraz yorgun olmak veya biraz kırgın olmak insana bir şey kaybettirmez belki ama insanın kirlenmesine sebep olacak kadar büyük bir etki yaratan ayrılık, ayrılığın özleminin de uzun süreceğini fısıldıyor. Fakat bunları söylerken önemli bir kelimeyi de şair gözlerden kaçırmıyor; Vazgeçmek.

Şiirin bütününe ve hatta yerli edebiyatımızda bile yazılan yazılardan çıkarılacak ek keskin noktalardan biride kimsenin vazgeçilemez olduğudur. İyiyimler yamalayıp insanları kandırmak, yokluğun takvimini tutmak, isminin geçtiği yazılarda insanın gözlerinin dolması sanırım hep bir noktaya kadar gidiyor. İnsanın onsuz asla dediği kişileri nasıl hafızasından yıllar sonra silindiği ise bir başka durum. Şükrü Erbaş unutmak ile ilgili ”Fotoğraflarını güneşe koydum, bir an önce solsun diye” demiş. Unutmak ve vazgeçmek, kardeş olan bu iki kelime gerçekten de insanın hem dostu hem düşmanı. Şiirde geçen ”Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni” sözü bunu yansıtır nitelikte. Esasında hepsi bir noktada yıpranmayla bağlanıyor. Çünkü şiirin ana temasını içeren bir özlem var; konu özlemin yıpranmasından ve alışkanlığa dönüşmesinden başka bir şey değil. Dostoyevski alışkanlıklarla ilgili bunu özetler nitelikte bir söz söylemiş; ”Aşağılık insanoğlu her şeye alışır”

Alışmak bir yana şiirin beni üzen en büyük tarafı ise özlenilen kişinin artık geri gelmesinin bile bir etkiye sahip olmayacağının keskin kabullenişidir. ”Gel diye de beklemiyorum artık, hatta istemiyorum gelmeni” sözleri artık bir şeylerin çok geç olduğunu kanıtlar nitelikte. Kim bilir belkide anılarda kalan özlem o kişinin var olan halinden daha büyük bir değer yüklüyor. Anılar ve geçmiş kişileri ve olayları kusursuzlaştırdığından veya kötü zamanları unutturduğundan olsa gerek. Sanki Asaf burada kişinin anılarda daha çok değerli olduğunu ‘‘Ya başkasını seversem, inan o zaman seni hayatım boyunca affetmem” sözü ile söylerken diğer başka bir sorunu da kendince ortaya çıkarıyor; kişinin yerini dolduracak birinin gelmesi ile bu özlemin yok olması.

Kim bilir belkide Özdemir Asaf bu şiiri gerçekten yaşamadı veya yüksek ihtimalle yaşadı. Diğer bir soru ise şiirde geçen özleme sebep olan kişinin kim olduğu. Fakat en önemli soru ise sanırım Asaf’ın bu özlemi unutup unutmadığı.

”Gerçek değer, gelmesi boşluk dolduran değil. Gitmesi boşluk yaratan..”

Özdemir Asaf

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: