Işık Bahçeleri

”Evet Mani, Babilin oğlu, yalnızsın, hiçbir şeyin kalmadı, eşin dostun sırt çevirdi sana ve evreni fethetmeye gidiyorsun.
Gerçek başlangıçlar böyle olur.”

Amin Maalouf, Işık Bahçeleri kitabında unutulmuş tarihi tekrardan gün yüzüne çıkarıyor. Akdeniz ve doğu kültürünü hakim, eserlerinde genellikle tarihi kişiliklerden ilerleyen yazar, bu kitabında da milattan sonra 200’lerde doğan ve dönemin en güçlü devleti Sasani İmparatorluğu’na uzanan hayat hikayesi ile Mani adında dinsel eğilimleri güçlü birini anlatıyor. Ve her zaman yaptığı gibi Maalouf, sade gibi görünen fakat gizlenmiş keskinlikler ile dolu anlatımıyla okuyucuyu etkilemeyi başarıyor.

Bunu yapmakla kalmıyor, tarihte unutulmaması gereken kişileri gün yüzüne çıkarıp hayatlarını akıcı anlatımı ile harmanlayarak daha akılda kalıcı bir hikaye sunuyor. Yani bu kitabında da gerçek hayatları hikayeleştiriyor.

Roman Mani’nin babası Patting’in Ak Giysililer adında bir tarikata girmesi ile başlıyor. Zaten coğrafyada bir çok din ve tarikat mevcut ve insanlar kralların değişmesi ile birlikte dinsel eğilimlerini de değiştirmek zorunda kaldığı bir dönem mevcut. Patting evlendiği kadından zorla aldığı çocuğu Mani’yi bu tarikata katarak baba-oğul ilişkisini tarikat kuralları gereğince uzaktan gideriyor. Toplamda 20 yıl kaldığı bu tarikatta 12. yılında Mani daha sonraları İlahi İkizim diyeceği birisi ile karşılaşıyor. Tabii ki bu soyut bir karşılaşma. İlahi ikizinin telkinleri ile ve artık zamanın gelmesi ile birlikte Mani, topal bir bacak ve hiçbir şeysiz tarikattan ayrılıyor ve Hindistan’dan Deb’e oradan Sasani İmparatorluğu’nun tam kalbine sürecek uzun bir yolculuk başlıyor.

”Son defa gözlerini kapattığında, sen istemediğin halde açılacaklar. İlk saniyede kuşkulu olacaksın. İnancın ne olursa olsun. Hangi dinden olursan ol. En katı müminde bile kuşku vardır ve en koyu inançsızlıkta itiraf edilmemiş bir umut! Ahiret ile karşılaştıklarında insanlar sadece rollerini yaparlar, ortak inançları bedenlerindeki yorgunlukta yazılıdır.”

Kitabın konusunu okuduktan sonra eminim kitabı okuyacaksınızdır, Mani’nin o sakin ve zorluklarla mücadelede kullandığı aklına ise saygı duyacaksınız. Hiç tanımadığı kentlerde topladığı müritleri ile birlikte şehirden şehre kendi öğretilerini Maniheizm dini ile yaymayı başarmış, fakat tüm dinlerin- o zamanlar İsa, Buda, Zerdüşt, dinlerinin harmanı olabilecek bu öğreti dönemin zorbalığını da çekmiştir. Fakat MS. 200’lerde mevcut Çin, Roma ve Sasani imparatorluğunun çekişmesinde bile büyük bir başarı elde etmiştir. Sasani kurucusu Erdeşir öldükten sonra oğlu Şaphur başa geçince onunla yaşadığı dostluk ise içinizi ısıtacak cinsten. Tabi dönemin Sasani din adamlarından Kerdir ile olan mücadelesi ise bunun tam tersi.

Her ne olursa olsun Mani dönemin yanlışlıklarına ve onu engelleyen büyük olaylara karşın öğretisini bugün dünyaya yaymayı başarabilmiş. 8. yüzyılda ise büyük bir devlet tarafından dini benimsenmiş. Amin Maalouf sayesinde unutulmuş bir gerçekliğin daha farkına vardığımız bu eser ise en sevdiğim Maalouf kitapları arasında yer almış durumda.

“Ben gücümle evreni bir arada tutacağım” demişti. ”Sen ise sözünle uyumunu sağlayacaksın.” Sassani İmparatoru Şapur’dan Mani’ye

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: