Kusurlu Gelecek: 1984 ve Cesur Yeni Dünya

”İtaat erdemdir, benlik ise kusurdur. “Biz” Tanrı’dan, “ben” ise şeytan’dan gelir.”

Distopik romanlar söz konusu olduğunda okurlar, Cesur Yeni Dünya’nın 1984 kitabını etkilediğini savunur. Yani birçokları der ki Cesur Yeni Dünya yazarı Aldous Huxley, 1984 yazarı George Orwell’ı etkilemiştir. Aslında İki roman arasında bulunan 10 yıla yakınlık bir süre olmasına rağmen gerçek aslında iki yazarında farklı bir yazardan etkilenmesinden ibarettir. ”Biz” romanı yazarı Yevgeni Zamyatin, hem bu iki yazarı hem de aralarında Ursula K. Le Guin’in bulunduğu başarılı yazarları etkilemeyi başarmıştır. Kısacası edebiyatta Distopya kavramını oluşturmuş ve mirası sayesinde bu eserler bugün en popüler kategorileri oluşturmuştur. Elbette yıllar sonra bu iki roman tekrar okunduğunda, aralarındaki benzerliklerin belirmeye başladığını görüyorsunuz.

Bernard Marx ve Winston Smith

Bernard, Cesur Yeni Dünya, Winston ise 1984 romanının baş karakter diyebileceğimiz temsilcileridir. Romanlarda sırası ile bulunan Fordizim Ve İngsoc akımlarına geçmeden önce bu iki karakteri tanımak gerekir. Bernard’ın içinde bulunduğu dünya yaklaşık olarak 26. yüzyılda geçerken Winston ise 20. yüzyıldadır. Cesur Yeni Dünya’da bulunan Denetleyici mekanizma 1984’deki Otoriter yönetime göre daha iyi algılanabilir.

Her iki bireyinde bulunduğu durumu göz önüne alırsak Winston’ın durumu daha zordur. Çünkü romanın daha ilk sayfalarında karakter kendi yüz mimiklerini bile kontrol etmek zorunda, uzun süre bir yere bakmama mecburiyetindedir. Her yerde bulunan ekranlar sayesinde izlenen ve Büyük Birader olgusu üzerine inşa edilmiş Okyanusya hükumeti iç parti ve dış parti üyelerine kan kusturmaktadır. Dikkat etmeniz gerekir çünkü Büyük Birader sizi izliyordur. Bernard göz önüne bulununca ise onun durumu daha çok yalnızlık ve bunamadır.

Bernard’ın hükumetine baktığımızda denetleyici özellik gösteren, insanları kuluçka merkezi adı verilen bir yerde yaklaşık 260 gün sürecek şekilde üreten bir hükumettir. Anne kavramının küfür sayıldığı ve Ford’un tanrı ilan edildiği dünyada ırk, inanç, kültür gibi şeyler ayıplanır. Yani bizi bugün var eden değerler orada anlamsızdır. Aile sahibi olmak en büyük ayıplardan ve rezilliklerden biri olarak görülür. Winston dünyasında ise aile sahibi olmak yalnızca Parti’nin emelleri doğrultusunda olmalı, aşk ve cinsellik için yapılmamalıdır. Zaten insanların kendi çocukları tarafından ihbar edildiği bir dünyada Winston’da çocuk yapmamıştır. Bernard’a dönecek olursak onun dünyasında ise cinsellikten daha doğal hiçbir şey yoktur. İnsanlar yüzlerine karşı bunları söyler ve ertesi gün farklı kişilerle birlikte olurlar.

Bir Şeylerin Farkında İki Adam

Hükumetlerinin bireyi değil de toplumu keskin bir diretme ile kabul ettiği bu dünyalarda, iki karakter de kendini birey olarak benimsemektedir. Düşünmek her türlü yasaktır. Bernard’ın dünyasında düşünmemek için, yani boşta kaldığında düşünmemek için insanlara Soma adlı bir uyuşturucu verilir. Winston ise kitabın başlarında bulunan Zafer Kahvesi ve Cin gibi içeceklerin parti tarafından benimsenmiş olduğunu söyler. Böylesine düşünmenin ve bireyciliğin var olmadığı toplumda iki karakter de kendini ayrı görür ve sorgulamaya başlar. Zaten Bernard’ın sorunu üretim hatası olmasından kaynaklanır, Winston ise anıları ve rüyaları ile harmanlanan zihinsel düşleri ile kendini bu saçmalığa inandırmamaya çalışır.

Kitapta, Çocukların ölen insanları görmek için haftada üç gün olmak üzere hastahaneye götürüldüğü Bernard dünyası ve çocukların idam görmek için anneleri ile babalarına saldırdığı Winston dünyası gerçekten de acımasız olarak tasvir edilir. Her iki karakterin de sorgulamaya dayalı yolculukları ise kitabın sürükleyici noktasını tetikleyen en büyük etmen.

Proleter Dünya ve New Orleans

Her iki kitaba bakıldığında günümüze aykırı denilecek bu dünyalardan izole olmuş iki toplum görürüz. Cesur Yeni Dünya’da insanların hala evlendiği, çocuk sahibi olduğu, yani onlara göre olan tüm saçma duyguları barındırdığı bir yer vardır. Bernard, New Orleans bölgesine giderek kitapta önemli bir karakter olan Vahşi John ile tanışır. Bu bölge elektrikli tellerle çevrilidir. Fakat 1984 kitabının yan karakteri Proleter dünyasından çıkmamıştır. Proleter dünyasında, iç parti onları ”hayvanlar ve proleter özgürlerdir” diye tanımlar. Nüfusun 85’lik kesiminde olan bu halk her ne kadar Winston kadar baskı altında olmasa da bir çok evde hala onları izleyen ekranlar bulunmaktadır.

İki romanında ortak sayılabilecek noktası olan bu bölgeler, yazarlar tarafından ne olursa olsun normal bireylerin hala yaşayacağını gösteren kanıtlar olabilir. Fakat normal insanlardan kat ve kat aşağı düzeyde yaşadıklarını unutmamak gerekir.

Sloganlar, Bakanlıklar ve Merkezler

Benzer noktalara devam edecek olursak her iki kitapta bulunan merkez ve bakanlıklar bu kitapların geleceğe dair kaygı olduğunu kanıtlar nitelikte. 1984 kitabında bulunan Sevgi Bakanlığı işkencenin, Varlık Bakanlığı yoksulluğun, Gerçek Bakanlığı yalanların, Barış Bakanlığı ise savaşı temsil eder. Bunlardan hariç Seks Karşıtı Genç Birliği diye birlikler bile vardır. Winston ise Gerçek Bakanlığı üyesidir. Amacı yukarıdan gelen doğrultular ile gerçekleri silerek aslında hiç o şey öyle olmamış gibi göstermektedir. Örneğin yaşayan bir kişi buharlaştırılır ise bu kişiye ait tüm belgeler geçmişte o hiç olmamış gibi yok edilmelidir. Diğer bir örnekte Büyük Birader tarafından yapılan tahminlerin yanlış çıkması ile geçmişteki belgeleri düzenleyerek böyle bir tahminin asla olmadığını kanıtlamaktır. Çünkü geçmiş kontrol altına alınmalıdır ki geleceğe yön versin.

Bernard dünyasında ise Ford’un seri üretim buluşu ile başlayan olaylar bir çok şeyi seri üretime dönüştürmüştür. Kulukça Merkezi gibi insanları 267 günde üreten bir fabrikanın olması ile nasıl bir dünya içinde olunulduğu kanıtlıyor. Cesur Yeni Dünya’nın sloganı olan Cemaat, Özdeşlik, İstikrar ise tüm bu yönetimin anlayışının karşılar nitelikte. 1984 sloganları ise kitapta daha çok geçiyor ve felsefesini daha iyi yansıtıyor. Savaş Barıştır, Özgürlük Köleliktir, Cehalet Güçtür. Bu sözlerin kanıtlandığını kitabı okuduğunuzda eminim ki çok iyi anlayacaksınız.

Her ne olursa olsun bu iki kitap hem sürükleyicilik anlamında hem konu anlamında hem de karakter anlamında bizleri tatmin edecek seviyede. Özellikle Winston’ı tanımamız ve olanlar, Vahşi John ve Bernard arasında geçenler eminim ki sizlere de bu iki romanı yıllar sonra tekrar okutacak.

”Büyük biraderin gözleri üstünde”

George Orwell

”Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkumsun”

Aldous Huxley

Kusurlu Gelecek: 1984 ve Cesur Yeni Dünya” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: