Hayvanların Ön Planda Olduğu 5 Roman

Hayvanların insanlar daha öte ön planda olduğu bir çok roman vardır. Dünya edebiyatında, dahası yerli edebiyatımızda da örnekleri bulunan bu tür oldukça nadir yazılıyor. Bazen bir köpeğin macera dolu yolculuğu, bazen bir çiftlikteki alegorik hiciv, bazen bir atın yaşam mücadelesi okunduğunda bu türün sürükleyicilik anlamında diğer türlere göre daha yatkın olduğunu gösteriyor. Hemen hemen tüm yerli edebiyatta var olan ve bazıları efsaneleştirilmeye kadar giden bu eserler oldukça popüler. Bende son zamanlarda kapağında hayvan motifi olan romanlarımı topladığımda böyle bir liste yapmak istedim. İyi okumalar.

5.Vahşetin Çağrısı- Jack London

İlkel yaşamda, çok çok eskilerde atalarının yaşamında merhametin yeri yoktu. Merhamet yanlış anlaşılır, korku sanılırdı; böyle bir yanlış anlama ise bu düzende ölüm demekti. Bir kere düşmeye gör, sonun geliyordu. Madem öyle, asla yere düşmemeliydi.

Jack London Amerika’nın en sevilen yazarlardan biri. Eserleri muazzam derecede güzel ve kurgu olarak harika. Üstelik genellikle kendi yaşamından izler taşıyan romanları kaleme alıyor. Vahşetin Çağrısı’nda ise yine kuzeye yaptığı yolculuklardan, Kızılderili insanların anlattığı hikayelerden etkilenmişe benziyor. Konusuna gelirsek, kitap Buck adında bir ev köpeğinin gözünden dünyaya bakmamızı sağlıyor. Daha doğuştan itibaren diğer köpeklerden asil olan ve vahşi hayatla hiçbir alakası olmayan bu köpek sonraları kaçırılıyor. Kaçırıldıktan sonra gördükleri ve vahşi doğada geçirdiği değişim sizleri epey etkileyecek. Bir ev köpeği iken değişimin yüzü adeta insanın değişimini anlatır nitelikte. Öylesine ki Buck’ın içsel bir çağrı ile birlikte geçirdiği evreler yazarın kaleminden ince dokunuşlarla aktarılıyor. Tüm kitabı okuduğunuzda ise Vahşetin Çağrısı isminin bu roman için biçilmiş bir kaftan olduğunu anlayacaksınız.

4. Yılkı Atı- Abbas Sayar

Her yöne çileli bir akşam indi. Fırtınanın azgınlığı artıkça arttı. Yer gök olmuştu. Gökyüzü zulüm kusuyordu. Çok geçmeden yel ıslığını ulumaya çevirdi.

Abbas Sayar bu romanı yazmasından bir yıl sonra TRT Roman Başarı Ödülü’nü kazanmıştır. Romanın kurgusu dışında betimleme ve diyaloglarsa yerli edebiyatı yansıtır nitelikte. Yazarların hayvanlardan yola çıkarak insanlara bir şeyler anlatması bu kitapta da vefa duygusunu anlatıyor. Genç ve güçlü zamanlarında sahibine oldukça yardımcı olan ve güçlü bir at olan  Dorukısrak artık yaşlanmıştır. Yaşlanmıştır ve sahibi tarafından artık bakılamadığı ve eski günlerin gücünü barındıramadığı için vahşi doğaya salınmıştır. Bir atın düşünceleri çerçevesinde oluşan bu yazıda hem insanlığa kızacak hemde bir nebze pişmanlık duygusunun giderilmesinin çabasını göreceksiniz.

3.Beyaz Diş- Jack London

Her yer kasvete bürünmüştü,cansızdı,hareketsizdi; yerin ruhu o kadar yalnız, o kadar soğuktu ki, hüzünlü bile denemezdi ona. İçinde ufacık bir kahkaha kırıntısı vardı ama hüzünden de beter bir kahkahaydı bu.

Amerikan gerçekliğinin en iyi yansıtan eserlerden biri olan Beyaz Diş, tıpkı yazarın diğer romanı Vahşetin Çağrısı gibi Alaska’da altın aramak için çıktığı yolda incelediği köpeklerden esinlenerek yazılmıştır. Zaten London hayatı boyunca para kazanmak için çeşitli işlerde çalışmış, altın kolonicilği de bunlardan biri. Bu kitapta ise Evcilleşmemiş bir köpeğin dönüşümü bu sefer Vahşetin Çağrısı aksine tersi yönde ilerliyor. Beyaz Diş ise yarı köpek yarı kurt yırtıcı bir hayvandır. Kitabın ta başından itibaren başlayan mücadelede yanında olan Babası Tek Göz ve yan karakterler Kische, Lip Lip, Gri Kunduz ile büyük bir maceraya hazır olun.

2.Hayvan Çiftliği- George Orwell

”İçeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.”

Hayvan Çiftliği, Orwell tarafından mecazi bir biçimle yazılmış hiciv romandır. Esasında bu romanı ve listedeki diğer romanları birer paragrafla anlatmak mümkün değil. Ülkemizde 1954 ve İngiltere’de 1945 yılında basılan eser Stalin’e yapılmış büyük bir eleştiri ile yola çıkmıştır. Hatta İngiltere düşmanını yani SSCB’yi (Sovyetler Birliği) kışkırtmamak için ilk başlarda romanı sansürleyerek çıkarma kararı almıştır. Her ne kadar Stalinizm’e bir eleştiri olsa da, eleştiri insanlar tarafından değil domuz karakterler tarafından yapılmaktadır. Domuzlar tarafından isyan yapılarak elde edilen güç daha sonraları başa gelen domuzların çıkarlarına göre şekillenince kara mizah şeklinde totaliter dünya sistemine büyük bir eleştiri yapılmıştır. Üstelik domuzların benzetildiği ve temsil edildiği kişiler; Karl Max, Lenin, Stalin, Hitler, Winston Churchill gibi tarihte iz bırakan isimlerdir. Ve roman 1996 yılında bilim kurgu-fantezi dallarının büyük ödülü Hugo ödülünü almıştır.

1.Moby Dick- Herman Melville

Bir ressamı alın. Bütün Saco vadisinin en hülyalı, en kuytu, en sessiz, en büyülü, en romantik manzarasının resmini yapmak istiyor size. Baş vuracağı ana motif nedir? işte ağaçlar. Gövdeleri oyuk oyuk, içlerinde harçlar, keşişler varmış gibi. Bir yanda çayırlar, bir yanda sürüler uykuda. Şuradaki kulübenin bacasından uykulu bir duman tütüyor. Uzak ormanların içinden çıkarak, sıra sıra mor dağların üstünde kıvrım kıvrım dolanan yol. Ama bu resim ne denli büyülü olursa olsun, şu çam ağacı çobanın başında istediği kadar yaprak döker gibi fısıldasın, boşuna olurdu tüm bunlar, çoban gözü önündeki suyun büyüsüne dalmış olmasa.

Moby Dick; Amerikan Edebiyatı’nın klasiklerinden, deniz öykülerinin vazgeçilmezi ve anılarla oluşturulmuş romanların öncüsü diyebileceğimiz bu listenin ilk çıkan romanıdır. Yazar bu romanı yazdıktan yıllar sonra keşfedilmiş ve değeri anlaşılmıştır. ”Bana İsmail deyin” ile başlayan roman Kaptan Ahap adlı tek bacaklı birinin Moby Dick adlı bir beyaz balinayı yakalama çabasını anlatıyor. Çünkü yıllar önce yapılan bir avda Ahap bacağını ve her şeyini beyaz balinaya kaptırmıştır. İsmail ise çıktığı av gemisinin sıradan bir gemi olduğunu düşünür, çünkü her şey noramaldir. Sonraları olacaklar ise sizleri şaşırtacak cinsten. Bazı romanlar ve filmler için hafızamız silinse de tekrar okuyup izlesek dediğimiz romanlardan biri kesinlikle Moby Dick’tir.

Ruhun gerçekten karanlık içinde olduğu bir gecede, saat her zaman sabahın üçüdür.

F. Scout Fitzgerald

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: