Şair Prens: Aleksandr Puşkin

Rusya’nın ölümsüz şairi Puşkin bugün tam 221 yaşında. Henüz 37 yaşındayken bir düelloda ölmesine rağmen arkasında bıraktığı yüzlerce şiir, düşünce onu kendi ulusal edebiyatının mihenk taşlarından biri kıldı. Çünkü İran’ın Firdevsi ile edebiyatını bulması gibi modern Rus edebiyatının da şüphesiz kahramanı Puşkin’den başkası değildir. Ölümünden yaklaşık 6 yıl önce yazdığı ve ülkemizde Ataol Behramoğlu tarafından çevirilen Seviyordum Sizi kitabı ise içinde harika şiirler barındırıyor. Üstelik İş Bankası yayınları tarafından çevirilen kitabın iki yüzünde biri Türkçe biri Rusça olmak üzere iki dil de mevcut. Fakat Puşkin sadece bununla kalmamış. Ölümsüz şair sadece şiir alanında değil; roman, tiyatro ve öykü anlamında da azımsanmayacak kadar popülerdi.

Gençlik Yılları

Fakat, dostlarım, ölüm yine de gelmesin;
Yaşamak istiyorum, düşünmek ve acı çekmek için;
Ve biliyorum, tadılacak zevkler var daha
Acıların, telaşların, kaygıların arasında:
Kimi kez uyum yine mest edecek beni
Gözyaşlarımla yıkayacağım kendi yarattığım imgeyi,
Ve kederli gün batımında belki de
Parıldayacak aşk, veda gülümseyişiyle.
..

Puşkin öncelikle soylu ve bilinen bir aileden geliyordu. Bu bağlamda onu Rus sanatçılardan benzetebileceğimiz kişi sanırım Tolstoy’dur. Fakat Tolstoy servetini dağıtmış ve ölümünde yanında yalnızca defterleri ve kalemi ile gözlerini yummuştur. Puşkin’e dönecek olursak, onun bu şansı evine sürekli Rus sanatçıların, yazarların ve şairlerin girmesini sağladı. Onlardan etkilendi ve kalemi hem romantizm hem realizm arasında gidip geldi. Gençlik yıllarında gerçeklik akımına bağlı olarak ilerledi ve ilk şiirleri ile dünyaya kapalı bir okulda öğrenciler arasından sıyrıldı. Üstelik ilk şiirin yazdığında henüz 14 yaşındaydı. Ve 14 yaşında bu çocuk büyüyünce arkadaşı Gogol’a Ölü Canlar romanını yazması için fikir vereceği bir statüye gelecekti.

Geçenlerde şairlerin hayatını okurken Rolf Dietrich tarafından açıklanan ve ilgimi çeken bir yazı okumuştum. Yazıda Puşkin ile ilgili bilinmeyen bilgiler vardı. Öyle ki Puşkin her ne kadar evine girip çıkan bir çok sanatçı ile beraber olma fırsatı yakaladıysa da hayatında onu en çok etkileyen kişi bu sanatçılardan biri değildi. Onu büyüten dadısı Arina’ydı. Arina küçüklükten beri Puşkin’i Rus masalları ve efsaneleri ile büyütmüş, Puşkin’in hayal dünyasını büyük oranda beslemiştir yazıyordu. Şiirlerinde geçen Morpheous, Elbus mitolojik gibi imgesel anlatımlar bunu kanıtlar nitelikte.

Bu kadar iyi eğitim almış ve hayal gücü yüksek, kalemi de sağlam olan Puşkin, Çar tarafından fark edilip Kafkasya’ya atandı. Gençlik yıllarında dışa kapalı yaşamından bir nebze kurtulmuş oldu. Kafkasya’ya atanmasıyla da bir çok şey değişti.

Sürgün Yılları

Genç adam! Bir gün bu yazdıklarım eline geçerse, en yararlı, en köklü değişikliklerin, ancak ahlakların düzelmesi yoluyla, hiçbir zorlayıcı sarsıntı olmadan gerçekleşenler olduğunu unutma…

Puşkin daha çocukluğundan itibaren bu dışa kapalı yaşamı benimsememişti. Fransız bakıcılar sayesinde okuduğu Fransızca şiirler onun ilk şiirlerini de o dilde yazmasına neden oldu. Gösterdiği üstün başarı ile Kafkasya’ya atandı ve Kafkas’ya Esiri şiirini yazarak büyük beğeniler topladı. Çünkü bu esasında Rus halkını da arkasına alması demekti. Bilinen tarihte bunu başaran ilk Şair Alexsandr Puşkin’den başkası değildir.

Kafkasya’da geçirdiği yıllardan sonra dönen Puşkin, bu sefer kalemini askeri karşıtı politikalara doğrulttu. Karmaşık hiciv tarzında yazdığı şiirler ile birlikte 4 yıl sürecek uzun bir sürgün hayatı başlamış oldu. Esasında ailesinin soyu ve başarısı sayesinde ufak sayılabilecek bir sürgündü, Puşkin yaşamı boyunca hiçbir zorluk çekmemişti. Fakat ailesinin köyüne sıkışıp kalmıştı. Bu yıllarda yazdığı düz yazılar ve şiirler kesintiye uğramadan devam etti. Sonrasında Çar I.Nicholas tarafından başkente geri çağrıldı fakat eserleri denetimli olarak yayımlanacaktı. Ona baktığımızda bir edebiyatçının ne olursa olsun zorluklara rağmen doğru bildiği şeyi yaptığını görebiliriz. Çünkü Rus halkından birinin bu şiirleri yazması ile fırsatlarla dolu yüksek bir aileden gelen bir gencin bu karşıt şiirleri yazması arasında büyük fark vardır.

Roman, Tiyatro, Öykü, Şiir

Puşkin bu kadar kısa bir yaşamda hayatına sığdırdığı eserler bakımından bir deha olarak görülüyordu. Yüzbaşının Kızı, Maça Kızı, Dubrovsky roman türünde verdiği ünlü eserlerdendir. Tiyatro ve Şiir alanında zaten sayılmayacak kadar fazla eser üretmiştir. Çocukluk yıllarında Voltaire, Moliere gibi Fransız aydınları okuyan Puşkin evine gelen sanatçılardan da etkileniyordu. Karamzin ve Jukovski bu sanatçılardan yalnızca ikisi. Evet bu kadar etkilenmenin getirdiği ilhamlarla birlikte bu ilhamları kendi yeteneği ile harmanlayınca gençlik döneminde adını duyurmuştu. Fakat onu belkide en çok etkileyen şey Kafkasya sürgünü sırasında bir şeylerden etkilendirilmesidir. Nedir bu bir şeyler? Ataol Behramoğlu bu şeyler için; Kafkasya’nın görkemli ve vahşi doğası, insan ilişkilerindeki doğallık ve sertlikle, özgürlükçü şairin yaratıcılığına bambaşka bir ufuk kazandırdı demiştir. Bu zor zamanların ilk şiir örneği ise ”Tutsak”tır.

Zindandayım, nemli bir karanlıkta.
Beslediğim genç kartal, avluda,
Altında parmaklıkların çırpıyor kanatlarını
Gagalarken kanlı bir yiyecek parçasını,

Gagalıyor ve fırlatıyor, gözleri pencerede,
Sanki aynı arzuyu taşıyor benimle.
Bakışı ve çığlığıyla diyor ki tutsaklık yoldaşım:
“Vakit geldi artık, uçalım dostum, uçalım!

Bizler özgür kuşlarız, hadi davran!
O beyaz dağa doğru, daha öteye bulutlardan,
Denizin gökyüzüyle buluştuğu maviliklere,
Sadece rüzgârın ve benim gidebildiğimiz o yerlere…”

Ölümsüz Şair

Puşkin evlilik konusunda o kadarda şanslı değildi. Bir baloda tanıştığı ve evlenme teklifi ettiği Natalya Gonçarova’ya aşık oldu. Bu tepkiden yanıt alamayınca başkentten birazcık olsun uzaklaşmak için ta Erzurum’a kadar gitmiştir. Eserlerinde Erzurum etkisini görmek mümkündür ki Erzurum Yolculuğu adında bir şiiri de vardır. Memlekete geri dönüp sonunda Natalya ile evlenince kadının lüks yaşama merakı ve bolca para harcaması Puşkin’i parasal anlamda sıkıntıya sürüklemiştir. Zaten Natalya hayatı boyunca bu evliliği istememiş gibi bir izlenimle yaşarken Puşkin’in sonu da bu sebeple gelecektir.

O dönemler yazım hayatının hızlı noktalarında d’Anthès adında biri ile tanıştı. Bu kısa tanışıklığın ardından çeşitli olaylar ile adamın kendi karısına kur yaptığını anladı. Bunu asla kabul edemeyen Puşkin, d’Anthès’i düelloya davet etti. O zamanlar bu düellolar sıkça yaşanıyordu. Belirtilen bir bilgiye göre kendine silah almak için gümüşlerini sattığı iddia ediliyordu. d’Anthès ise ordunun en iyi nişancılarından biriydi, buna rağmen Puşkin onu düelloya davet etti. Puşkin, d’Anthès’i omuzundan yaraladıysa da kendisi de karnında yaralandı ve iki gün süren yaralar sonucu hayata gözlerini yumdu.

Onun ölümü Rus halkının büyük tepkisine yol açtı. Halk toplandı ve hükumete karşı sürecek ayaklanmaya kadar gitti. Eserleri hızlıca son baskıya kadar satıldı. Bugün ülkemizde Puşkin yerine daha iyi bilinen Rus edebiyatçıları Gogol, Dostoyevski, Tolstoy gibi sanatçılar onun gerçeklik akımına bağlı olarak ilerledi. Tüm bunları topladığımızda Puşkin; bu yolculuklar ve karmaşıklarla dolu hayatı, her şeye baş kaldıran, statüyü umursamayan duruşu ile bugün asla unutulmayacak edebiyatçılardan biri.

”Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru”

Aleksandr Puşkin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: