The Scream (Çığlık) Tablosu ve Sanat Hırsızlığı

Çığlık tablosu Edvard Munch [1863-1944] tarafından sembolizm akımının temelini vurduğu dışavurumculuk akımı etkisinde resmedilen dünyanın en pahalı tablolarından biridir. Tablo bir köprü üstünde, ardında bıraktığı iki arkadaş ve kızıla çalan gökyüzü eşliğinde doğaya çığlık atan bir adamı anlatıyor. 1893 yılında tamamlanan eser modern ruhsal ıstırapların sembolü olarak gösteriliyor, üstelik eser için düşünülen ilhamlar ve eserin oluşmasının aşaması öylesine uzun ki Leonardo da Vinci için Mona Lisa ne ise şüphesiz Norveçli sanatçı Edvard için de Çığlık aynı şeyi ifade ediyor. Çünkü resme baktığımızda Edvard’ın çığlık atan kişi olduğu, yani bu eserin otobiyografik bir özellik taşıdığını söyleyebiliriz. Ayrıca tablo 2012 yılında yaklaşık 120 milyon dolara satılmıştır.

Edvard Munch Hakkında

Kötü sağlık sorunları ile mücadele eden, orta sınıf bir ailede doğdu. Beş yaşında annesini, 14 yaşındayken ablasının ölmesi ve kendisinin küçük yaşlarda büyük bir hastalığa yakalanması onun sanatına büyük oranda etki etti. Örneğin ressamın bir diğer önemli eseri Hasta Çocuk, ressamın küçükken geçirdiği tüberküloz krizini anlatıyor. Üstelik Edvard’ın babası ve abisi de o genç yaştayken ölmüştü, diğer bir kız kardeşi ise akıl sağlını yitirmesine rağmen o genç yaşta ressamlığa adım attı. Çok az eğitim almasına rağmen erken yaşta çizimdeki yetenekleri sayesinde bugün dünyanın en pahalı tablolarını üretmeyi başardı. Edebiyatta Franz Kafka’nın dışavurumculuğu ne ise resimde de Edvard için aynı şeydi. Ressam 1890 yıllarında Paris’e ziyarette bulunduktan sonra kendi orijinal stilini 1892 yılından itibaren elde etmeyi başardı. Edvard, 80. doğum gününden bir kaç ay sonra 1944 yılında Norveç Oslo’da öldü. Hayatının son zamanlarında eserlerinin bazıları Naziler tarafından saklandı. Çünkü savaş sebebi ile Norveç, Alman işgaline uğramıştı. Fakat onun en büyük eserlerinden Çığlık ve Hasta Çocuk eseri büyük uğraşlar sonucu satın alındı ve Nazilerden saklandı.

Çığlık İçin İlhamlar

Edvard’a resmin ilhamının nereden geldiğine dair sorular sorulduğunda;

Bir akşam bir yol boyunca yürüyordum, şehir bir tarafta ve fiyort aşağıdaydı. Kendimi yorgun ve hasta hissettim. Durdum ve fiyortun üzerine baktım. Güneş batıyordu ve bulutlar kan kırmızıya döndü. Doğanın içinden geçen bir çığlık hissettim; Bana atılan çığlığı duymuş gibiydim. Bu resmi boyadım, bulutları gerçek kan gibi boyadım. Sonra renk çığlık atmaya başladı. Ve Çığlık ortaya çıktı. 

Ardından farklı bir ama aynı zamanda ilk cevaba benzer bir açıklama daha yapmış;

İki arkadaşımla yol boyunca yürüyordum, güneş batıyordu, aniden gökyüzü kan kırmızıya döndü. Durakladım, bitkin hissettim ve çitin üzerine eğildim. Mavi-siyah fiyortun ve şehrin üstünde kan ve ateş dilleri vardı. Arkadaşlarım yürüdüler ve orada kaygıyla titreyerek durdum ve doğanın içinden geçen sonsuz bir çığlık hissettim. 

Sanat tarihçileri tarafından arka planın böylesine kızıla çalmasını açıklayacak bir kaç ayrıntı belirtilmiştir. Yani aslında bunlar teoriden ibaretti. İlk teoriler 1893 yılında gerçekleşen ve batı yarımkürenin tamamını kızıla boyayan bir güçlü bir volkanik patlamanın, ressamın gökyüzündeki resme kızıl rengi vermesini sağladığı yönündedir. Diğer bir teori ise Norveç’e özgü Sedefli Bulutlar diyebileceğimiz doğanın ender oluşan bir olayı ile alakalı olduğu yönündedir. Elbette tüm bunlar akademisyenler tarafından tartışılmış, hatta kız kardeşinin yattığı akıl hastahanesinin penceresi ile gökyüzünün bağlantılı olduğunu söyleyen bir kesimde vardır. Son 200 yılın sanat tarihçisi bilgini Robert Rosenblum ise resimde görünen cinsiyetsiz yaratığın bir mumya olduğunu iddia etmiştir. Robert’a katılan İtalyan sanatçıların sayısı da bir hayli fazladır.

Edvard, Elleri ile yüzünün cenin pozisyonunda tutarak çığlık atan bu resimden iki farklı boyalı, boyasız olanları katarsak dört versiyonunu oluşturmuştu, 119 milyon dolara satılan eserden hariç diğeri hala onun koleksiyonunda, son on yıl içinde hem Modern Sanatlar Müzesi’nde hem de Van Gogh Müzesi’nde birer kez sergilendi. Fakat mumyalar ile eşleştirilen, akıl hastalığı ile sınanan, ve ender doğa olayları ile bağdaştırılan tablolar şimdi başka bir sorun ile yüzleşmek zorundaydı; Sanat hırsızlığı.

1994 ve 2004 Hırsızlıkları

1994 yılı 12 Şubatı gösterdiğinde Norveç’te Kış Olimpiyatları düzenleniyordu. İki, sonradan anlaşılacağı üzere dört kişi, Olimpiyatlar nedeni ile yerinden çıkarılan ve zemin kata koyulan tabloyu ardında bir not bırakarak çaldı. Notta güvenlik görevleri ile alay eden ifadeler vardı ve soygun sadece bir dakika sürmüştü. Hırsızlar pencereden kaçmayı başarmış ve tablo için bir milyon dolar fidye istiyorlardı. Bunu kabul etmeyen yetkililer İngiliz polisi ile anlaştı ve tablo için çeyrek milyon dolar teklif verdi. Elbette bu bir aldatmacaydı. İronik olan ise yakalanan hırsız liderinin yıllar önce başka bir Edvard tablosu çıktığı ortaya çıktı. Elbette hırsızlıklar devam ediyordu.

Bize hiçte uzak olmayan 2004 yılına geldiğimizde Oslo polisi tarafından açıklanan bilgi, silahlı iki kişinin müzedeki yetkilileri etkisiz hale getirip tabloyu çaldıklarını açıklıyordu. Gerçi sadece Çığlık değil ressamın diğer önemli bir eseri olan ve Madonna eseri de çalınmıştı.O sırada müze ziyaretçi doluydu ve ateş açılmaması için bu hırsızlığa göz yumulmuş gibiydi. Bu sefer müze yetkilileri tarafından para ödülü vaat edilmişti. Neyse ki bir yıl sonra bir şüpheli tutuklandı. Ancak resimlerin hırsızlar tarafından delil bırakmamak amacı ile yakıldığı söylendi. O yıl tablo bulunamadı ve müze on ay sürecek bir güvenlik tadilatına girdi.

2006 yılına geldiğimizde Norveç polisi şaşırtıcı bir baskın ile tabloları ele geçirmişti. Çığlık ve Madonna tabloları yakılmamıştı fakat ufak bir hasar görmüşlerdi. Yetkililer resimlerin kesinlikle orijinal olduklarını açıkladı. Üstelik müze yetkilisi hasarın onarılacak düzeyde olduğunu söylüyordu. Çığlık tablosu nem hasarı almıştı ve Madonna tablosu ise iki delik içeriyordu. Hasar gören tablolar halka açıklandıktan sonra tekrardan restorasyon işlemine başlandı ve tablolar eskisi gibi olmasa da önceki halinden daha iyi bir durumdaydı.

Çığlık tablosunun yapımından yıllar sonra, tablonun telif hakkı bitmesi ile birlikte bir çok taklit yapıldı. Sinemaya uyarlandı, romanlarda baş karakter olarak ortaya çıktı. Müzik albümlerinin bir numaralı ismi oldu. Popüler kültür dizilerinde figüran olarak kullanıldı ve kullanılmaya devam ediyor.

Ressamın Diğer Eserleri:

Gece Avcısı

Öpücük

Kaygı

Vampir

Yeşil Kütük

Dumanlı Tren

Ardıma dönüp bakıyorum da dallarımı kıran rüzgarları bile affetmişim ama bir kendime uzanamamış elim

Ahmet Haşim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: