Bir Ailenin Çöküşü: Ses ve Öfke

Ses ve Öfke, Amerikalı yazar  William Faulkner (1897 – 1962) tarafından bilinç akışı tekniğine dayalı yazılmış, belkide dünyanın en zor anlaşılan romanlarından biridir. Bilinç akışı tekniğinin yanında farklı stiller de kullanan Faulkner, başlarda büyük bir ilgi görmese de sonraları roman, 20. yüzyılın en iyi 100 eserlerinden biri olarak seçilmiştir. Roman okunduktan sonra tamamlanmayan eserlerin başını çekiyor çünkü gerçekten zor anlaşılır bir dili var ve okuduğum yıllarda beni en çok zorlayan romandı. Roman, ön bir özet geçmek gerekirse Mississippi eyaletinde yaşamakta olan Compson ailesinin çöküşünü anlatmaktadır.

Tıpkı James Joyce gibi bilinç akışı tekniğinde uzman olan Faulkner, bu eserde akıma öylesine çok başvurmuş ki eser bir süre sonra konu dağılımını yitirip, cümleleri okumaktan ibaret kalıyor. Peki bilinç akışı nedir? Karakterlerin iç bunalımları veya düşüncelerinin iç diyaloglarla anlatılması ile tıpkı bir monolog gibi kendilerini bizlere açmalarıdır. Örneğin bir karakter kendini anlatıyorken hemen başka bir paragrafta olay değişir ve farklı bir karakterin kendini anlatmasına şahit oluruz. Anlık duygu değişimi yansıtan, zihinde geçen kalabalık düşünce biçimlerinin tasvirinden ibaret bu akım genellikle şiir ve dramada kullanılmaktadır. Düşüncede sıçramaların olduğu ve kitabın engelli bir birey gözünden de anlatıldığına bakarsak, romanın zor anlaşılması normal gibi karşılanıyor.

Örneğin şair T. S. Eliot bu akımın temeli ile şöyle yazmış bir şiirini;

Gidelim öyleyse, sen ve ben,
Akşam gökyüzüne baştanbaşa yayılınca
Bir masa üstünde eterlenmiş hasta gibi;
Gidelim, belirli yarı-terkedilmiş sokaklardan
Mırıltılı yalnızlıklarına
Bir gecelik ucuz otellerdeki tedirgin akşamların
Ve bıçkı tozu serpilmiş, istiridye kabuklu lokantaların:
Sokaklar ki sinsi amaçların yarattığı
Sıkıcı bir tartışma gibi arkadan gelir
Götürmek için ezici bir soruya sizi…
Ah, sorma 'o nedir?' diye
Gidelim haydi ziyarete.

Elbette şiir anlaşılır gibi duruyor, fakat Ses ve Öfkenin parçalara bölünmüş kısımlarını anlaşılabilinir hale getirmem o kadar uzun sürdü ki bir gün kitabı alıp okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Benjamin Compson

Romanın ilk anlatıcısı ve aile için büyük bir üzüntü kaynağı ( daha çok utanç) olan Benjy, zihinsel engelli bir bireydir. Benjy, doğum gününde golf sahasında oyuncuları izlerken ona eşlik eden hizmetçi çocuk Luster bozuk parasını kaybeder ve parayı bulmaya çalışırken Benjy’i tek bırakır. O sırada golf oynayanları izleyen Benjy’nin aklına kız kardeşi Caddy gelir. Caddy roman için büyük bir metafordur. Benjy anlatımın aralarında sürekli ”Caddy yağmur gibi kokardı” gibi cümleler söyler. Fakat geçmiş yıllarda Caddy ailesi tarafından reddedilir. Üstelik şimdi Benjy’nin izlediği golf sahası bir zamanlar Compson ailesine aittir fakat diğer bir kardeş Quentin’in Harvard eğitimi için bu arsa satılır. Aynı zamanda Luster bozuk parasını hala çimenlerde aramaktadır ve Benjy’nin aklına Cady ile olan anıları gelmektedir. Benjy’nin hatıraları geçmiş yıllara gider.

Yıl 1898’dir. Çocuklar aile tarafından zorla evin dışına itilir çünkü evin içinde bir şeyler oluyordur. Şimdi dört kardeş; Benjy, Jason, Caddy ve Quentin dışarıda beklerken, içeride neler olup bittiğini merak eder. Caddy ağaca tırmanır ve içeriye göz atar. İçeride sonraları anlayacağımız üzere büyükanne ölmüştür ve cenaze töreni gibi bir şey yapılmaktadır. Ağaca tırmanan Caddy’i gören Benjy, sonraları kız kardeşini sürekli ağaçlarla hatırlayacaktır. O yüzden ”Caddy, yağmur gibi kokuyordu, Caddy ağaç gibi kokuyordu” cümleleri sürekli görmekteyiz. Benjy, Caddy’i taparcasına çok sevmektedir ama aynı zamanda Caddy, Benjy’i çok üzer. 14 yaşlarına geldiğinde makyaj yapar, süslenir ve erkeklerle daha çok vakit geçirir. Benjy, bu durumdan o kadar çok üzülür ki sürekli banyo yapmak istemektedir çünkü kardeşinin kirliliğini böyle giderebileceğini düşünür. Ve korkulan olur, Caddy evlendiğinde Benjy ağlar ve çok üzülür. Daha kötü haberler gelecektir çünkü ailenin zeki çocuğu Quentin, gittiği Harvard üniversitesinde intihar etmiştir. Ardından bir süre sonra babası ölür ve iki yıl sonra Benjy cenazeye giderken yanlarında küçük kardeşi Jason’ın olmadığını fark eder. O sırada Luster hala bozuk parasını aramaktadır.

Quentin Compson

Ailenin en zeki çocuğu aynı zamanda en içine kapanık çocuğudur. Harvard eğitimi için gittiği odada saatin tınlaması ile kalkar ve sokaklarda dolaşmaya başlar. Caddy’i ve aileden koparılışını düşünür. Ayrıca aklına sürekli ölüm gelmektedir. Quentin, Caddy’i diğer erkeklerden kıskanmaktadır. Bir gün Caddy’nin başka bir erkek tarafından öpüldüğünü görür ve ona ateş eder. Kurşun adama gelmez ama Caddy’nin hamile olduğu öğrenilir. Saplantı haline getirdiği Caddy’nin bekaretini kafasında büyük bir sorun olarak kurgular ve babasının ona her şeyin zamanla geçeceği diyaloğunu düşünür. Sonra aile Caddy’i başka biri ile evlendirmek zorunda kalır. Quentin’in onu böyle saplantı hale getirmesi ve onu başkaları ile düşünememesi ensest bir düşünce ile birlikte Benjy de olanlardan etkilenir. Caddy’nin bir daha eve gelmeyeceğini duyduğunda ağlar. Hamile olan Caddy şimdi başka bir adamla evlenmiştir ama çocuk doğmadan bunu yapmak zorunda olduğunu bilir. Quentin, adamdan nefret eder. Ama adam çocuğun ondan olmadığını öğrenir ve Caddy ile bebeği dışarı atar.

Quentin şimdiye geldiğinde hala zamanın yaraları iyileştirip iyileştirmediğini anımsar, yanı babası ile olan konuşmasını. Sokaklarda yürürken sürekli saatlerin yanlış gösterdiğini düşünür. Sabah tik tik öten ve babasının ona verdiği saate bakıp onun camını kırdığı aklına gelir. Babası bu saati verirken demiştir ki; Sana vereceğim şey tüm umut ve arzuların mozalesidir. Korkarım sana da büyükbabana ya da onun babasına yakıştığından fazla yakışmayacak. Sana bunu zamanı hatırlaman için değil. Hayır. Zamanı, onu yenmeye çalışmaktansa birazcık olsun unutabilesin diye veriyorum. Çünkü şimdiye kadar hiçbir savaş kazanılmamıştır. Dahası, savaşılmamıştır bile.

Bu konuşmayı hatırlayan Quentin, demir ütü satan bir dükkana gider ve yüksek ağırlıkta demir ütüler satın alır. Ütüleri Cambirdge kasabasının köprüsünün altına saklar ve dolaşmaya devam eder. Sürekli zamanı düşünmektedir ve zamanın onun yaralarını sarıp saramayacağı konusunda meraklıdır. Sonra küçük bir kız ile tanışır. Ona dondurma alır. Beraber kızla gezerken ona düşüncelerini anlatır ve kız da onu takip etmektedir. Bu yürüyüşler devam ederken küçük kızın abisi bunları görür ve Quentin’i kız kardeşini kaçırmakla suçlar. Kısa bir dava gerçekleşir ve Quentin kefaret ile serbest bırakılır. Kızın abisi bunu bilerek para kazanmak için yapmıştır. Quentin tüm bu yaşanılanlardan sonra daha fazla dayanamaz, odasına gider ve üstünü temizler. Sonra köprünün altına sakladığı demir ütüleri üstüne bağlar ve kendini nehre atar.

Jason Compson

Jason ailenin acımasız lideridir. Bu liderlik en büyük kardeşi Quentin’in ve aile lideri babanın ölmesi ile oluşmuştur. Kitabın Jason kısmında evin için yapısın ve hizmetçi olan Dilsey ile birlikte evin yaşamını görmüş oluruz. Jason evdekilerle asla anlaşamaz ve tek derdi paradır. Yıllar önce Caddy’nin kızı onların evine bırakılmıştır ama Caddy sürekli kızına bakılması için para yollamaktadır. Jason’ın bu işine gelir çünkü tek amacı zengin olmaktadır. Fakat giriştiği tüm işleri batırır. Jason aynı zamanda annesinin favori çocuğudur. Caddy’den para gelmeyince ailesinin onun için sakladığı çekleri bozdurup kendine araba alır. Şimdi tek derdi annesine çeken kızı (Caddy’nin kızı) rahatsız etmek olmuştur. Sürekli onu takip eder ve ne yaptığına bakar. Ayrıca Jason, Luster’la da uğraşmaktan sıkılmaz.

Pazar Günü

Pazar günü paskalya günüdür. Aynı zamanda üçüncü bir ağızdan anlatılsa da buradaki anlatıcı Dulsina’dır. Yani siyahi hizmetçi. Dulsina bu ailenin ayakta durmasını sağlayan yegane kişidir. Çürümekte olan temelleri ile bir evi ayakta tutmaya çalışan Dulsina, tüm öykümüzü netleştirecek şeyleri açığa kavuşturur. Yani bu anlattığım şeylerin tamamlanması bu bölümde bir nebze gerçekleşmiş olur. Bu bölümde Caddy’nin kızı evden çaldığı paralarla birlikte kaçar ve Jason onu sevgilisi ile karavanda bulacağını düşünür. Kızı takip eder ama sonuç alamaz. Sona yaklaşırken Luster ile Benjy’nin evden dışarıda, at üstünde mezarlık için yolda olduklarını görürüz. Benjy kırık bir çiçeği onarmak ister ve onu eliyle korur. Karşılarına Jason çıkar ve hem Luster’a hem de Benjy’e küfür eder. Acilen eve gitmeleri için bağırır ve onlara vurur. Luster tamam diyerek hemen yola koyulur, arkasına baktığında sapından sarkan çiçeği ile Benjy mavi gözlerle ona bakmaktadır.

Beni bu romanın dört parçaya bölünmüş kısımlarından en çok Quentin kısmı etkiledi. Her romandan en az bir kaç alıntı hatırlamama rağmen bu romandan sadece Quentin’in bölümünden bir alıntı hatırlıyorum. Benjy’nin anlattığı kısım, kronik bir zamanı anlatmamakla birlikte okuyucu en çok zorlayan kısım. Çünkü hem zihinsel kapasitesini kullanamayan biri tarafından anlatılıyor hem de bilinç akışı tekniğine başvuruluyor. Jason’ın kısmı ise en basit diyebileceğimiz fakat aynı zamanda ailenin içi yapısını anlatıldığı kısımdır.

Görüldüğü üzere üç kardeş Caddy için farklı bir amaç benimsemiştir. Benjy onu bir şefkat kraliçesi olarak görüp her zaman onunla olmak ister. Onun yaşam tarzı Benjy’i derinden üzmektedir. Quentin’e göre Caddy, sorumluluğu üzerinde koruması gereken biridir. Aynı zamanda ahlaksızlığın zedelediği onurlarını da koruması gerekir. Jason’a göre ise Caddy para kazanma amacına hizmet eden, onu zihinsel engelli bir kardeş ve depresyonda bir anne ile bırakan biridir. Tüm bunlara baktığımızda bir ailenini çöküşünü görürüz.

”Caddy yağmur gibi kokuyordu.”

Benjy

T.S. Eliot şiiri çeviri: Osman TÜRKAY

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: