Kükremem Gerek: Steinbeck’in Nobel Konuşması

33 kitap ile Steinbeck dünyanın en üretken yazarlarından biri. Hem Pulitzer hem Ulusal Edebiyat Ödülü kazanan yazar, 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Türkçe Vikipedi sayfasında Steinbeck ile ilgili bilgi azlığından dolayı bu aralar orayı doldurmaya yoğunlaştım ve yabancı kaynaklarda bulduğum Nobel konuşmasını dinledim. Konuşmadan önce Kraliyet Bilimler Akademisi Üyesi R. Sandler, yazarın başarısı ve dünyaya ses getirmiş duruşu ile övücü bir konuşma yaptıktan sonra Steinbeck kürsüye çıkıp şu cümleleri söylüyor;

Benim çalışmamı bu yüce onura uygun buldukları için İsveç Akademisine teşekkür ederim. Bu Nobel ödülünü kelimelerine saygı ve hürmet duyduğum kişilere karşı kazanmama dair kalbimde şüphe olabilir, ancak benim olmasından duyduğum zevk ve onurdan şüphem yok.

Bu ödülü alanların edebiyatın doğası ve yönü hakkında kişisel ve bilimsel olarak yorum yapması beklenir. Ancak bu zamanda, edebiyatın yaratıcılarının sorumluluklarını ve yüce görevlerini düşünmeliyiz.

Böyle prestijli Nobel ödülünden ve durduğum yerde, müteşekkir ve özür dileyen bir fare gibi ciyaklamak yerine işimden ve çağlar boyunca bunu yapan harika ve güzel insanlar için aslan gibi kükrememem gerek.

Edebiyat ne boş kiliselerde soluk tenli hadım edilmiş eleştirici rahiplerin ayinlerde şarkı olarak yayınlanmış ne de umutsuz dilenciler için seçilmiş bir oyundur. Edebiyat konuşmak kadar eskidir. İnsanların ihtiyacından dolayı büyümüş ve daha da ihtiyaç duyulması dışında değişmemiştir.

Ozanlar ve yazarlar ayrı veya seçkin değillerdir. Başlangıçtan beri işlevleri, görevleri ve sorumlulukları insanlar tarafından belirlenmiştir.

İnsanlık gri ve ıssız bir karmaşadan geçiyor. Benim yüce öncüm, William Faulkner’in dediği gibi; bu evrensel korku trajedisi o kadar uzun zamandır devam etmekte ki artık ruhsal problemler kalmadı, böylelikle sadece insan kalbi kendi kendine olan savaşını yazmaya değer gördü.

Faulkner, çoğu kişiden daha fazla, insanın güçleri ve zayıflıklarının farkındaydı. Korkunun çözümünü anlamanın yazarın var olma nedeninin büyük bir parçası olduğunu biliyordu. Bu yeni bir şey değil. Yazarlığın antik misyonu değişmedi. Yazar, bizim çoğu ağır hatamızı ve başarısızlıklarımızı iyileştirmek adına karanlık ve tehlikeli rüyalarımıza ışık tutarak bunu yazmak ile sorumludur.

Ayrıca yazar, insanoğlunun kalbinin ve ruhunun tescilli yüceliğini, yenilgilere siper ettiği göğsünü, cesaretini, şefkatini ve aşkını göstermek ve bunları övmek için vazifelendirilmiştir. Bunlar, zayıflık ve umutsuzluğa karşı bitmek bilmeyen savaşta, umut ve ilerlemenin parlak nişanlarıdır. İnsanın yetkinliğine tutkulu biçimde inanmayan bir yazarın, edebiyatta bir yeri olmadığını düşünüyorum.

Şu andaki evrensel korku, fiziksel dünyadaki belirli tehlikeli faktörlere yapılan manipülasyon ve bilgimizdeki artışın sonucudur.
Doğrudur ki anlayış olgusunun diğer evrelerine geçemedik ancak bu aşamalara ulaşamayacağımızı veya gidemeyeceğimizi varsaymak için bir sebep yoktur. Elbette bunu sağlamak yazarın sorumluluğunun bir parçasıdır.

İnsanlığın, doğal düşmanlarına karşı dimdik ayakta kalan uzun ve gururlu tarihiyle, bazen neredeyse kesin yenilgi ve yok olma ile yüzleşmesi gibi, en büyük potansiyel zaferimizin şafağında bölgeden ayrılmak aptalca ve korkakça olur.

Anlaşılacağı üzere Alfred Nobelin hayatını okuyorum – kitaba göre bir dayanışma adamı, düşünceli biri. Alfred, patlayıcı güçlerin dağıtımını ortaya koymayı başarmış, fakat bir vicdan muhasebesi ya da muhakemede bulunmayarak, seçim yapmamış.

Nobel, buluşlarının zalim ve kanlı yollar ile istismar edilişini gördü. Hatta kendi araştırmasının yıkıma sebep olabileceğini bile ön görmüş olabilir. Bazıları ise kendisinin kötü birine dönüştüğünü söylüyor, ancak ben buna inanmıyorum. Bence o bir şeyi icat etmeye çalıştı. Ve bana göre bunu sadece insan aklı ve insan ruhunda bulunabileceğini keşfetti. Bana göre, düşünce yapısı bu ödül kategorilerinin doğmasına sebep oldu.

Bu kategoriler, insanlığın devam eden ve giderek artan bilgi birikimini anlatmak için sunuldu ve bu görevler, insanın barış kapasitesini kanıtlamak ve kalan diğer her şeyin başlangıcı için kullanılmak üzere yerine getirildi.

Nobel’in ölümünden 50 yıldan daha az süre geçmesine rağmen, doğanın kapısının kilidi açılmıştı ve bize korkunç bir seçim yükü verildi. Bir zamanlar tanrıya ithaf ettiğimiz çoğu gücü gasp ettik.

Korkulu ve hazırlıksız olmamıza rağmen, tüm yaşayan canlıların yaşam ve ölümüne üstünlük kurduk. Tehlike ve şan insanın kendi seçimlerinde yatıyor. İnsan kusursuzluğunu kendi elleri ile test ediyor. Bundan dolayı tanrısal gibi güçlere ulaştığımız için, kendimizde sorumluluk yüklemeli ve bir zamanlar buna sahip olan ilaha dua ettiğimiz bilgeliği aramalıyız.
Çünkü insanoğlu hem en büyük tehlike hem de tek umudumuz haline geldi.
O yüzden bugün, havari St. John’un sözlerini hatırlamak gerekiyor; Her şeyin sonu sözle var olur ve söz insandır, insan ile var olur..

Bunlara da göz atın; İçimizden Biri: John Steinbeck / Steinbeck: 20 Kitap, 20 Alıntı

Kaynak: nobelprize.com Çeviri: Cansu Oylu

Kükremem Gerek: Steinbeck’in Nobel Konuşması” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: