Korkunç İvan ve Oğlu

”Resmimi hayal ediyorum ve sonra hayalimi boyuyorum.”

İlya Repin’in en ünlü tablolarından ”Korkunç İvan ve Oğlu” tablosu, öfke nöbeti geçirmiş bir babanın oğlunu öldürmesini konu ediniyor. Henüz üç yaşında Moskova Knezliği’nin başına geçen ve yaptığı seferlerle birlikte çarlık sistemini başlatan İvan, ilk Rus çarıdır. Onun öfkeli kişiliği, savaşlardaki acımasızlığı, hırslarla dolu dengesiz tavrı ileride kendi oğlunun ölümüne sebep olacak ve ünlü ressam İlya Repin tarafından bu durum resmedilecektir. Resim 1883 yılında başlanmış ve birkaç yıl süren çalışmadan sonra tamamlanmıştır. Bir resmin kendinde topladığı tüm dehşeti yansıtan bu eser aynı zamanda büyük bir pişmanlığı da tasvir ediyor. Bir babanın pişmanlığı.

Konusu ve Stil

Öncelikle İvan’ın oğlununu öldürüp öldürmediği kesinlik kazanmamıştır. Fakat birçok Rus tarihçisi olayın böyle geliştiğini savunmuştur. Bu teoriyi kabul ettiğimize göre, İvan’ın hayat boyu savaş hırsı içinde olduğunu biliyoruz. Sürekli seferden sefere koşan ve Rusya’da büyük bir devrim başlatan çar, bu rejimini tam 20 yıl sürdürmüştür. Ivan’ın bu kişisel öfke nöbetleri ve siniri aynı zamanda kişiliğine yansıdığı için oğlu dahil birçok kişi ile arası çeşitli sebeplerden ötürü hiç de iyi değildir. Bir gün yine baba oğul arasında çıkan bir tartışmada, İvan kendini kaybederek oğlunun şakağına sert demir bir sopayla vurur. O sırada başka bir çar yetkilisi odadayken İvan’ın oğluna sarılarak pişmanlığını haykırdığını duymuştur. Bir babanın pişmanlık, çaresizlik; daha doğrusu büyük bir dehşeti barındıran çığlıkları, usta bir ressamın fırçasından geçince bizim de o dehşetli çığlıkları duymamamız sanırım imkansız.

Fotoğrafın tasvirine baktığımızda bizi korkunç bir yara almış oğlu ve onu kucaklayan kederli İvan’ı görebiliriz. Tabloda var olan geniş çar odası, demir bir sopayla oğlunun kafasına vurduktan sonra ikilinin üstüne doğan güneş ve elbette İvan’ın çaresizliği karşısında oğlunun sakinliği ile bütünleşmiş durumda. Zaten yazılana göre oğlunun sakin bir şekilde babasına ona asla ihanet etmediğini fısıldaması, o sırada İvan’ın her ne kadar düşmanlarına korku salmış demir kişiliği olsa bile acı çığlıkları büyük bir kırmızı tonla harmanlanmıştır. Görüldüğü üzere şakaktan aşağı doğru akan kanın rengi, kırmızı halı ile birleşince bordo bir görünüm alıyor.

Ressam bu canlı tabloyu yaparken oldukça zorlanmıştır. Tıpkı bir yazarın dediği gibi ”yazmak masa başına geçip kanamaktır.” Bu resimde de büyük bir çile var. Öyle ki ressam şu notları yazmış;

”Boyadım, gözyaşları içinde işkence gördüm, kendime işkence ettim, resmi tekrar tekrar düzelttim, sakladım, artık gücüme hastalıklı hayal kırıklığı ile inanmıyordum. Zaten var olan her şeyi sildim ve tuvale tekrar saldırdım. Her dakika benim için korkunçtu. Bu tablodan hayal kırıklığına uğradım ve onu sakladım. Aynı izlenimlerle arkadaşlarımda etkilendi. Ama bir şey beni ona doğru itiyordu ve ben durmadan çalışıyordum.”

Korkunun, umutsuzluğun ve şişkin delirmiş gözlerin yer aldığı resim, başlarda birçok ülkede vahşi olarak nitelendirildi. Fakat burada asıl tartışılması gereken, herkesin eserlerden ne aldığı ile alakalı olan felsefedir. Örneğin bir okuyucu, Oblomov’dan farklı bir yüzdelik alırken farklı bir okuyucu Oblomov’un tüm sırlarını keşfetmiş olabilir. Ona göre Oblomov tembel bir insanın davranışlarından ibarettir. Farklı bir kesime göre Oblomovluk bir felsefe haline gelecektir. Veya Yüzüklerin Efendisi bazılarına göre sadece kartalların uçtuğu fantastik bir eser olabilir; bazılarına göreyse içinde vefa, umut, dostluk, yaşam mücadelesi ve benzeri onlarca duygu içeren başyapıt olabilir. Demek istediğim resimde de görüldüğü üzere bir kısım bu eseri korkunç nitelendirirken diğer kısım bunu büyük bir pişmanlık üzüntüsü olarak görmüştür. Gerçek sevginin kaybetme olgusu ile harmanlandığı bu yaşam öyküsü muazzam bir şekilde resmedilmiş olsa dahi saldırıları da beraberinde getirmiştir.

Saldırılar

Resim, 1913’te daha sonra akıl hastahanesine yatacak biri tarafından üç bıçak darbesi ile zarar gördü. Tablonun her iki yüzü de kesilmişti ve saldıran sürekli bağırıp çağırıyordu. Bu olaydan sonra galeri müdürü resmi iyi koruyamadığı düşüncesi ile istifa etti. Neyse ki ressam o sıralar hala yaşıyordu ve yıllar önce yaptığı tabloyu kendi elleriyle tekrardan yaptı. Bir nevi restorasyon işleminden geçen resim 2018’de tekrar saldırıya uğradı. 37 yaşında Dağıstanlı bir Rus milliyetçisi tarafından büyük hasara uğrayan tablo hala restore edilmedi. Bu saçma tablo saldırılarının bitmesi dileğiyle. Sırasıyla 1913 ve 2018 hasarları;

“Dünya beni anlamıyor, ben de dünyayı anlamıyorum.”

Paul Cezanne

Korkunç İvan ve Oğlu” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: