Siyah Güller, Ak Güller: Mona Roza

”İçimde ölen öldü, kalan kaldı, ben aynı.”

Birçok şehir efsanesine konu olmuş Mona Roza şiiri hakkında bilinen en yaygın hikaye, gerçeklerle birlikte bir takım yanlışları da içeriyor;

”Mona Roza Tek Gül anlamına gelir. Bir rivayete göre Sezai Karakoç üniversitedeyken bir okul arkadaşına platonik aşık olur, bir türlü açılamaz. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim gören şair, bir gün cesaretini toplayıp aşkını Muazzez Akkaya’ya döker. Fakat reddedilince çok üzülür. Ara tatil gelmiştir. Muazzez, Geyve’de yazlıkta kalmaya başlar. Sezai Karakoç’ta tam karşısındaki yazlığın bahçesinde bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Her gün karşılıksız sevgi duyduğu sevgilisini seyreder. Ona şiirler yazar. Şiirde geçen incir kuşları, güller, pencereler hep buradan esinlenmedir. Ayrıca Mona Roza şiirinin her kıtasının baş harflerine dikkat edersek Muazzez Akkaya’m ismi ortaya çıkar. Üniversitenin sonuna yaklaştıkça artık mezuniyet töreni yapılır. Mezuniyet töreninde Sezai Karakoç Mona Roza şiirini okur. Muazzez Akkaya ise tam karşısındadır. Şiiri bittikten sonra bir alkış tufanı kopar. Herkes bir daha okuması için ısrar eder. Ve tam 3 kez Sezai Karakoç bu şiiri art arda okur. Sahneden tam ineceği sırada Muazzez Hanım koşarak yanına gelir ve ona hala teklifinin geçerli olup olmadığını sorar. Sezai Karakoç senin aşkın artık benimkine yetişemez der ve hayır cevabını verir.”

Elbette bazı gerçeklerin yıllar sonra ortaya çıkmasıyla bu yazılanlardan bazılarının doğru, bazılarının yanlış olduğunu tekrar hatırlatmak gerekir. Genellikle bu hayır cevabından sonra Muazzez Akkaya’nın intihar ettiği söylenir fakat bu yanlıştır. Akkaya, öğrenimini bitirdikten sonra Maliye Bakanlığı’nda çalışırken tanıştığı kocası ile 48 yıllık bir birliktelik yaşamıştır. Akkaya’nın kızı, annesinin bu şiirden hiçbir zaman haberi olmadığını söylemiştir. Daha sonra Muazzez Akkaya’nın açıkladığına göre, üniversite konferansında Sezai Karakoç’un şiir okuduğunu anımsıyor fakat bu şiirin Mona Roza olup olmadığını bilmiyor. Ayrıca Sezai Karakoç’un ona aşkını anlatıp anlatmadığını bilmiyoruz. Fakat ikilinin üniversite zamanı tanıştıkları ve aynı fotoğraf kadrajında yan yana oldukları görülüyor.

Tüm bu doğrular ve yanlışlar elbette Sezai Karakoç’un yıllarca sürdürdüğü suskunluğundan kaynaklanıyor. Asla evlenmemiştir şair. Çekingen tavrı ile birlikte kendini şiire vurmuş, asla açılamadığı kişiye karşı böyle bir iletişim aracı geliştirmiştir. Belki de açılmış ve reddedildikten sonra bu şiiri unutmaya çalışmıştır. Öyle ki bu şiiri yıllarca bastırmamıştır ve şair suskunluğunu bu konuda hep korumuştur. Muazzez Hanım ise mutlu bir evlilik sürdürmüştür ve onun 2000’li yılların başında kızı ile birlikte Amerika’da yaşadığını biliyoruz. Birçoklarını üzen şey, Muazzez Hanım’ın bu şiiri hiç anımsamaması ve cebinde meçhul olarak hatırladığı bu şiirlerin kimin tarafından yollandığını hatırlamamasıdır. 60 yıldan fazla süren bu şehir hikayesi birçokları tarafından özümsenmiş ve anlaşılmıştır ama asıl ulaşması gereken kişiye belli ki ulaşamamıştır. Ve hissediyorum ki Sezai Karakoç’un kalbi, o satırlar arasında kaybolup gitmiştir.

Şiiri mutlaka buradan dinleyin.

Mona Roza

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

”Beklemek, neyi beklediğini bilmeden beklemek..”

Sezai Karakoç

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: