Rus Edebiyatının Temelleri

”Anlamaya çalışma hayat böyledir işte, hep o kıyamadıklarınız kıyar size.”

Rus edebiyatı dünyanın en güçlü ve kendini duyurmuş edebiyatlarından biri. Kitap okumayan çoğu kişi Fransa, İngiltere, Amerika gibi ülkelerden birkaç eser bilemezken, Rus edebiyatından sayılacak eser sayısı oldukça fazla. Onların bu başarısını başlangıç olarak Gogol, Puşkin ile alakalı buluyorum. Daha sonraki dönemlerde ise elbette Gonçarov, Dostoyevski, Tolstoy, Mihail Bulgakov gibi yazarlarla bu edebiyat kendini oldukça tamamladı. Hem şiir hem roman konusunda bu kadar başarılı olan edebiyatın elçilerini, yani Rus edebiyatının temellerini inşa eden bu kişilerin en bilindik eserlerini birlikte inceleyelim.

Aleksandr Soljenitsin- İvan Denisoviç’in Yaşamında Bir Gün

Nobel ödüllü yazar Soljenistsin’in en çok bilinen eseri İvan Denisoviç’in Yaşamında Bir Gün, 1962’de basılmıştır. 1950’lerde bir Sovyet çalışma kampında çalışan sıradan mahkum Ivan Denisoviç’in başından geçenler toplamda bir günde anlatılır. Savaş eseri olarak çalışma kampına yollanan Denisoviç, burada hem tanrıyı daha iyi hissettiği için mahkum olmaktan hoşlanan esirleri hem kendi iç dünyasındaki çarpışmayı bize ilk elden anlatıyor. Bu kitabın edebi başarısından hariç siyasi, sosyolojik anlamda da büyük yankılar başlattığını söylemekte gerekir çünkü eser komünizmin hakkında ağır eleştiriler içeriyor.

Mihail Bulgakov- Köpek Kalbi

Okuduğum en eğlenceli Rus kısa romanı sanırım Köpek Kalbi’dir. Bulgakov bu romanı yazdıktan sonra kitap yaklaşık elli yıl resmi olarak yayımlanamadı. Konu olarak burjuva sınıfına ait olan Profesör Filipoviç’in baş belası bir köpeği insana çevirme operasyonu, hem eleştirel hem de eğlenceli bir dille anlatılıyor. Şarik’in, yani köpeğin bu değişimi insanoğlunun sorunları ile birleşince, bu kitap sonundaki tema ile birlikte oldukça düşündürücü romanlar arasında giriyor. Üstelik işçi sınıfının artık egemen olduğu bu Rus halkında burjuvaların gücünü eskisi gibi otoriter göremeyiz. Şunu da belirtmek gerekir ki Bulgakov’un en ünlü diğer bir eseri Usta ile Margarita da tıpkı bu kitap gibi eleştiriyi fantastik bir şekilde ele almaktadır.

Mikhail Sholokhov- Ve Durgun Akardı Don

Bir diğer Nobel ödüllü yazar Sholokhov, bu kitapta Gregor Melehov adında Kazak bir köylünün hikayesini geniş tarihi bir perspektif ile anlatıyor. Don bölgesinde geçen olaylar; devrim, savaş ve kırılma ile birlikte birçok Rus geleneğini de içine almıştır. Roman toplamda dört ciltlik parçalara bölünmüştür ve sanılanın aksine parçalar oldukça sade bir anlatımla yazılmıştır. Bu parçalar kısaca Gregor’un gençlik yıllarından Kazakların yaşadıkları ve akabinde Sovyet Rusya’nın kurulmasına kadar sürer.

Fyodor Dostoyevski- Suç ve Ceza

Dünyada ve ülkemizde en çok sevilen yazarlardan Dostoyevski hakkında herkesin birkaç bilgisi vardır; Sorunlu küçüklük, obsesif kompülsif bozukluk yaşayan bir ruh ve sıkı bir kumar hastası. Aynı zamanda yazarın en bilinen eseri Suç ve Ceza da dünyada en çok okunan romanlardan biri. Fakir bir üniversite öğrencisinin işlediği cinayetler ile birlikte gelişen olaylar, Raskolnikov’un iç dünyasını keşfetmemize ve sonunda ortaya çıkan aydınlanma ile birlikte okuyucuya oldukça büyük şeyler kazandırıyor. Bana göre onun en büyük eseri Budala da bu açıdan benzerlik gösteriyor.

İvan Turgenyev- Babalar ve Oğullar

Turgenyev’in en meşhur eseri Babalar ve Oğullar 1862’de yazılmıştır. Bir baba oğul arasında geçen ve iki Rus dönemin jenerasyon çatışmasını içeren bu eser, isimleri Arkadi ve Bazarov olan iki üniversite arkadaşının yaşadığı çatışmaları içeriyor. İkilinin Arkadi’nin evlerine yaptıkları ziyaretle birlikte, Rus yaşamında aykırı kişilik olan Bazarov’un buradaki tavırları, ileride yaşadığı çift bunalım muazzam bir dille aktarılmıştır. Eser modern Rus edebiyatının ilklerinden biri ve birçok Rus yazarı yetiştiren büyük bir romandır.

İvan Gonçarov- Oblomov

En sevdiğim Rus eser Oblomov, yaklaşık üç veya altı ay gibi kısa bir sürede yazılmış uzun bir romandır. Yazar Gonçarov bu eseri hayatının büyük bir kısmında sürekli düşünmüştür ve yazı kısmına geldiğinde zaten her şey kafasında hazır olduğu için eser kısa sürede yazıya geçirilmiştir. 1859’da yazılan bu eserde Oblomov adında Rus soylusunun tembelliği ve onun Ştoltz adındaki disiplinli arkadaşının arasındaki bir dizi olaylar mevcuttur. Kitaptaki karakter Oblomov’un tavırları, sonralarda Oblomovluk diye bir kavramı ortaya çıkarmıştır. Bu kavram kısaca tembellik anlamına gelir. Kanımca Rus edebiyatının en temiz, akıcı ve duyguları muazzam bir şekilde işleyen bu roman hakkında Tolstoy, ”Oblomov’u sürekli, dehşet içerisinde okuyorum” sözlerini söylemiştir.

Leo Tolstoy- Savaş ve Barış

Rus edebiyatının en tanınmış eserlerinden hatta belki de en tanınmış ilki olan Savaş ve Barış, dünyanın en zor okunan kitaplarından biridir. Napolyon ile olan savaşlarında Rus halkının derin tasvirini çizen bu roman, karakter anlamında geniş bir kadroyu barındırıyor. İlk okuyacaklara tavsiye olarak karakterleri bir yere not düşerek ayrıntılı bir şekilde yazmak faydalı olacaktır. Genel anlamda Rostov ve Balkonski aileleri arasında var olan ve hırs, aşk, ihtirasları kapsayan bu eser realizmin en büyük temsilcilerinden kabul edilir.

Aleksandr Puşkin- Yevgeni Onegin

Rus edebiyatının büyük eserlerinden Yevgeni Onegin maalesef birçok kişi tarafından okunmayı bırakın bilinmiyor bile. Rus edebiyatının dünya arenasında yer edinmesinde en büyük katkıyı veren Puşkin, bu kitabında, aşırılıktan ve her şeyi elde etmekten bıkan Yevgeni Onegin adlı Rus asilzadenin bir göç sonrası yaşadıklarını anlatıyor. Bu eserden hariç Puşkin hakkında daha önce yazdığımız Şair Prens: Aleksandr Puşkin yazısını okumanızı isterim çünkü modern Rus edebiyatının kurucusunun yaşamı oldukça karmaşık.

Nikolay Gogol- Palto

Gogol Rus edebiyatını paltosundan çıkardı diye bir tabir vardır. Bu cümleyi hak eden Gogol, Puşkin ile aynı dönemde yaşayan ve onun kadar Rus edebiyatının temellerini atan diğer bir başarılı yazardır. Tıpkı Mikhail Sholokhov gibi Kazak kültürünü küçük yaşlarda orta halli bir ailede yaşamıştır. Gerçekçi üslubun büyük örneklerinden Palto ise 1842’de yazılmış kısa bir hikayedir. Hikaye kısaca Akakiyeviç adında küçük adam tiplemesinin zar zor aldığı paltosunun çalınması ile başından geçenleri anlatıyor.

Anton Çehov- Altıncı Koğuş

Realizm akımının ustalarından Çehov’un herkes en az bir kısa öyküsünü okumuştur. Aynı zamanda Rus edebiyatının en büyük öykücülerinden Çehov, güçlü bir oyun yazarıdır. Onun Rus edebiyatına sağladığı katkılar listedeki diğer yazarlar gibi kıtalar arası ünle harmanlanmış ve Rus edebiyatının kırk dört yaşında ölen değeri, ülkesindeki büyük ödül olan Puşkin Ödülü’nü kazanmıştır. Altıncı Koğuş eserinde ise taşra bir kasabada faaliyet gösteren akıl hastahanesinde bir dizi olayı ustalıkla aktarır yazar. İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimıç arasında geçen olaylar ve öykünün sonunda Rus burjuvasının geldiği son nokta çarpıcı bir şekilde bizlere hissettirilir.

”Kimi ayrıntılar silindi, ama içindeki özlem hep kaldı.”

Gustave Flaubert

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: