Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day)

”Yarın ne kadar sürer diye sormuştum Anna, hatırladın mı? -Sonsuzluk ve bir gün kadar. Seni duyamadım? -Sonsuzluk ve bir gün kadar…”

Amansız bir hastalığa yakalanan yazar Alexander’ın hayatının son gününün anlatıldığı ”Sonsuzluk ve Bir Gün” 1998 yılında çekilen Yunanistan yapımı filmdir. Ünlü yönetmen Theo Angelopoulos’un önceki filmlerinden hariç, daha yoğun duygu yüklü ve şiirsel temalı bu filmin başrolünde, Çöküş filmindeki performansı ile akıllara kazınan Bruno Ganz oynamaktadır. Filmi izlerken Eleni Karaindrou’nun insanın ruhuna dokunan müzikleri ve bir yazarın içsel sürgünündeki son gününde söylediği sözler öylesine güzel harmanlanmış ki film yavaş ilerlese bile insanı dalıp dalıp bir yerlere götürecek cinsten.

Son zamanlarda dünyayla tek bağlantım şu bilinmeyen, karşı pencere. Bana hep aynı müzikle karşılık veren. Kim bu? Nasıl biri? Bir sabah, onu bulmaya çıkmıştım. Ama sonra bir daha düşündüm… Belki bilmemek ve hayal etmek daha iyidir. Benim gibi bir münzevi olabilir miydi? Ya da belki küçük bir kız çocuğu, okula gitmeden önce, bilinmez bir oyun oynayan. Her şey çok çabuk gelişti. Şu şüphe uyandırıcı ağrı, öğrenmek için inat edişim, bilmek isteyişim. Sonra da karanlık, etrafımı saran sessizlik. Her şey bizi, kış gelmeden önce teknelerin gölgeleri üzerine vuran güneş ve baharın verdiği sözlere inanmaya itiyor. Tek üzüntüm Anna… Ama acaba tek mi? Tek üzüntüm Anna, tek üzüntüm bu mu? Yoksa hiçbir şeyi tamamlayamamış olmam mı?

Ölmek üzere olan yazarımız Alexander, işte tam bu sözlerle özetliyor kendi yaşamını. Ölmüş karısı Anna ile olan hayatını ve tamamlayamadığı bir şiirin burukluğunu son günüde sürekli düşünen yazar, şehirde dolaşırken mülteci bir Arnavut çocuğuna rastlar ve onu bir dizi tehlikelerden kurtarır. Yarın öleceğini bile bile bu kimsesiz olan çocukla birlikte şehirde dolaştığını fark eden Alexander, hem çocuktan birçok şey öğrenecek hem de izleyiciyi üzen birçok anı hatırlayacaktır. Film boyunca geçen içsel sorgu, çocuğun ortaya çıkması ile birlikte daha çok anlam kazanır, çünkü ondan olağan bir şekilde öğrendiği şeylerle kendi yarım kalmış sürgününü düşünür. Bu melankolik hikaye devam ettikçe yazarımızın aslında kimseye sevgisini tam olarak veremediğini ve bunu film boyunca sorguladığını görürüz. Filmde kelime satın alan bir şairin imgesel hatırası, bir çocuğun yaşam mücadelesi ve ikilinin arasındaki güçlü bağ muazzam derecede duygusal anlatılmış. Adeta bir şiir izliyormuş gibi geçen iki saattin nasıl bittiğine şaşıracaksınız.

Pişmanlık dedik ama bu pişmanlığı bir nebze spoiler vermeden anlatmak gerekir. Filmin başında küçük bir çocuk olan Alexandre, arkadaşına zamanın ne olduğunu sorar ve küçük çocuk, zamanın deniz sahilinde, kabuklarla oynayan bir çocuk olduğunu söyler. Zamanın film boyunca sorgulandığı bu anlarda, artık Alexandre büyümüştür ve son gününde tekrardan bu soruyu kendi kendine sorar. Zaman nedir? Burada geçmiş ve bugün arasında giden yazar, yıllar önce Anna’nın bu soruya ”Sonsuzluk ve Bir Gün” cevabını verdiğini anımsar. Tekrar bugüne gelen yazar, zamanın ne olduğu sorusunu hayat boyu sürekli düşünürken, ihmal ettiği hayatın akışı karşısında büyük bir pişmanlık yaşar. Aklını kaybetmiş annesini ziyarete gittiğinde tam da bu kelimeler dökülür ağzından; “Neden anne, neden hiçbir şey beklendiği gibi olmadı? Neden? Neden çürüyüp gider insan sessizce, acıyla, ihtiras arasında parçalanarak? Neden hayatı sürgündeymiş gibi geçirdim? Söyle bana anne, insan neden bilmez nasıl seveceğini?”

İzlediğim sayısız film içinde sözlerini bir kağıt ve bir kalem eşliğinde takip ettiğim ve benim için anlamlı bu filmde, insan kendi kendine sorar; yalnızca bir gün kalsaydı yaşamınızda ne yapardınız? Sanırım tıpkı Alexander gibi yaşamımızı sorgular ve pişmanlıklar, hüzünler, mutluluklarla dolu anılar arasında gidip gelirdik. Bir şeyleri tamamlayamamış ve sevgisini tam gösterememiş bir kalbin burukluğu, küçük bir çocuğun masum yüreği ile birleşince, bu filmi unutmak imkansız.

Alıntılar

Sana deniz kenarından yazıyorum tekrar tekrar. Sana yazıyorum ve seninle konuşuyorum. Sen, sen bugünü hatırladığında, gözden ibaretmişim gibi baktım, elden ibaretmişim gibi dokundum, durup seni bekledim titreyerek. Bugünü bana hediye et.

İnsan ne zaman ölür? Artık hatırlamadığı zaman. Başka? Artık hatırlanmadığı zaman.

Yarın ne kadar sürer diye sormuştum Anna, hatırladın mı? -Sonsuzluk ve bir gün kadar. Seni duyamadım? -Sonsuzluk ve bir gün kadar...

Şafak üzerine çiy düşmüş. Son yıldız doğacak. Parlak güneşin habercisi ne sis ne gölge bozmaya cesaret edemez bu bulutsuz gökyüzünün mükemmelliğini. Hafif bir rüzgarın tatlı tatlı estiği, aşağı doğru yüzleri okşayan kalbin oyuklarına fısıldar gibi, hayat tatlı…

Yönetmenin kaleminden;

Filmin tamamı zaman içerisinde, şimdi ve geçmişte devam eden bir yolculuk. Gerçeklik ve hayal gücü arasında belirli sınırlar yok; sınırlar değişken. Alexander’ın yolcululuğu gerçeklikte başlıyor. Çocuğu, varlıklı ailelerin evlatlık alabilmesi için çocuk satan bir örgütten kurtarır. Ancak belli bir zamanda yolculuk içsel olur. Örnek vermek gerekirse bu, Arnavutluk sınırına ulaştıklarında olur. Sis içerisindeki bölümü hatırlarsanız, tel örgüde asılı insanlar vardır. Tabii ki sınır böyle görünmüyor. Tüm bu olay ve görüntüler Alexander’in hayal gücünde gerçekleşiyor. Bu bir fantezi. Gözdağı veren tel örgülü sınır, Alexander’ın kendi içinde bir sınır. Çocuk sadece bu iç çatışmasıyla yüzleşmesine yardımcı oluyor ve çocuk Alexander’a yaşamının önemli anlarında seyahat edebilmesine, merhum eşi Anna ile yaşadığı mutlu anları anımsamasına vesile oluyor.

  • Yönetmen: Theo Angelopoulos
  • Senaryo: Tonino Guerra, Theo Angelopoulos, Petros Markaris, Giorgio Silvagni
  • Oyuncular: Bruno Ganz, Achilleas Skevis, Isabelle Renauld,
  • Ülke/Yıl: Yunanistan, 1998

”Gülümsediğini görüyorum, ama üzgünsün.”

Çocuktan, Alexander‘a

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: