Ortak Yönleriyle Stendhal ve Balzac

”Felix ve Sorel; yasak aşka tutunmuş iki yabancı.”

Fransa’nın iki büyük yazarı Stendhal ve Balzac, yaşadıkları dönemde hiçbir zaman saygı duyulmayan edebiyatçılar arasında ilk sırada yer alıyorlar. Fakat her ne kadar aynı dönemde aynı ülkenin aynı küçümser tavırları ile karşılaşmış olsalar bile, kendileri onları küçümseyenlerden hariç ölümsüz olmuş ve onları küçümseyenler tarihin tozlu sayfalarına çoktan karışmıştır. Bu ikilinin gençlik dönemleri, tanışmaları, eserlerindeki benzerlik, yazım stillerine dair birçok ortak yön mevcut.

Hayatın kötü gibi gözüken ama bazen büyük etkiler bırakan zamanları, bu iki genç yazarın karamsarlık dönemlerinde ortaya çıkmış ve onların tanışmasına vesile olmuştur. Küçük bir yerel gazetede geçimini sağlayan fakat her zaman büyük bir roman yazarı olmak isteyen Balzac, kısa kısa eser denemeleri yapıyor, fakat bir türlü başını doğrultamadığı için romanlarını yazamamaktadır. O sıralar başka bir genç birkaç roman yayımlamış fakat birçok kişi tarafından saygısızca aşağılanmış, eserleri gerçek değerini görmemiştir. Bu genç ise Stendhal’dır. Edebiyat alanında gereken saygıyı hissetmediğini anlayan ve bu konuda hayal kırıklığına uğrayan Stendhal, neredeyse roman yazma işini bırakacaktır. Bir gün gazeteci Balzac’a bir arkadaşı tarafından Stendhal’ın romanları yollanır ve mümkünse gazetenin bir köşesinde bu yazı hakkında bir şeyler yazması istenilir. Balzac, kitapları okuduğunda şaşkınlık geçirir ve hemen bir sonraki sayıda kitaplara duyduğu övgüyü büyük bir heyecanla dile getirir. Romanların harika olduğunu, hatta bu tanınmamış büyük yazarı kıskandığına dair birçok şey yazar. Stendhal’ın bu yazıyı görmesi ve şaşkına uğraması ile Balzac’a mektup yollaması bir olur ve ikili birbirleri ile böylelikle tanışmış olur. Fakat, Balzac’ın gazetede yazdığı yazılar işe yaramaz ve ikili hiçbir zaman sağlıklarında tam olarak bir saygı göremez. Hayat boyu aşağılanan ve alay edilen bu ikilinin değeri yıllar sonra anlaşılır. Bu onların ilk ortak yönlerinden biridir.

Kırmızı ile Siyah – Vadideki Zambak

Beş yıl arayla yazılan bu iki eser (ilk Kırmızı ile Siyah) konu ve baş karakterler olarak oldukça benzer yönler taşıyor. Kırmızı ile Siyah’ın Julien Sorel’i ve Vadideki Zambak’ın Felix’i, ilk okuduğum zamanlarda asla aklıma gelmeyecek ortak nitelikler taşıyor. Öncelikle iki karakterin de aile yapısı onları küçük yaşlarda oldukça zorlamıştır. Sorel’in babası onu daha küçükken aşağılamaya başlamış ve onu eğiten papaz sayesinde kendini bulmuş bir gençtir. Felix ise iyi eğitim görmüş fakat ailesinden asla sevgi görememiş hassas bir gençtir. Bu ikilinin ailesel sorunları onları farklı yerlere göçlere zorlar. Hayattaki bu sevgisizliği ikili aynı ortak yönle farklı kadınlarda aramışlardır.

Öyle ki iki karakterimiz de yasak bir aşka tutunmuştur. Balzac’ın Felix’i bir baloda tanıştığı kadına aşık olur ve uzun süre onu unutamaz. Daha sonra kadına rastlar ve onun evli olduğunu görür. İmkansızlar ile dolu süreçler böylece başlar. Sorel’in başına da böyle bir şey gelir, bir gün yaşadığı şehrin belediye başkanının çocuklarına ders vermeye gider ve adamın karısına büyük bir aşk duyar. İkilinin karakterleri de oldukça benzerdir. İkili güçlü ve ihtiraslı çalışkan gençlerdir. Her zaman aile sevgisinden mahrum kalmışlardır ve bu yönlerini farklı alanlar ile doldurmuşlardır. Roman içinde elbette birkaç benzerlik daha var fakat spoiler olmaması için atlanması gerek.

Büyük bir farkla konuları gerçek hayattan alıp sade bir dille kavuşturan Realizm akımı, ikilinin diğer bir ortak yönüdür. Yazma stili ve kitapların ilk elli sayfasına baktığımızda bu akıcılık ve konudan kesitler verme birbiri ile ilişkilidir. Modern ciddi gerçekliğin Fransa’daki ilk temsilcileri hatta bunu başlatanlar yine bu ikilidir. Diğer bir ortak yön, ikilinin ortak bir Napolyon hakkında yazı yazmalarıdır. Zaten Stendhal, Napolyon’un ordusunda görev yapmıştır ve Moskova’nın saldırıya uğramasına tanık olmuştur ve Balzac’ın Bonapart hakkında ”Onun kılıçla yapamadığını ben kalemle yaptım” sözü bilinir. Yakın zamanda da ülkemizde çevirilen Napoleon Efsanesi kitabında, ikilinin Napolyon hakkında fikirleri ve hikayelerine yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere iki yazarında birbirlerinden aldıkları etkileşim ve ilhamlar hissediliyor. Bu yazarlar arasındaki yakınlık dünyanın birçok bölgesinde mevcuttur. Örneğin Hemingway ve Fitzgerald, Albert Camus ve Rene Char, Charles Dickens ve Wilkie Collins gibi birçok örnek verilebilir. Hatta Tolstoy ve Dostoyevski birbirlerini asla görmeseler bile eserleri sayesinde birbirlerini tamamıyla tanıdıklarını Tolstoy, Dostoyevski ölünce şöyle dile getirir; “Bu adamı ne gördüm ne de onunla herhangi bir bağlantım oldu ama bir anda ölünce, onun bana en yakın, en değerli kişi olduğunu ve varlığına en çok ihtiyaç duyduğum insan olduğunu anladım… Onu arkadaşım olarak görüyorum, şüphesiz ki bir gün tanışacağız.”

Elbette yaşadıkları, eserleri ve diğer özellikleri ile Stendhal ve Balzac da bu alanda ilk sıraları fethediyor.

”Demek o, gelecekte gerçek olacağına güvenerek aldandığı hayaller yalandı.”

Halid Ziya Uşaklıgil

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: