Genç Werther’den Hayali Dostu Wilhelm’e Bazı Haykırışlar

''Güzelliği görebilen ruhlar, bazen yalnız yürümek zorundadır.'' Genç bir ressam olan (tıpkı Goethe gibi) ve tutkulu bir ruhu barındıran Werther, kurgusal dostu olan Wilhelm’e yaşadığı zorluğu ve heyecanı mektuplarla anlatır. Werther bir nevi Goethe'dir, ayrıca bu kitabı yirmili yaşlarda yazmıştır. İçten çıkılamaz bir zorluk ve kimselere bir şey anlatamayan genç karakterimizin yaşadıkları yazıldığı dönemlerde Almanya’da... Okumaya Devam et →

Mücadele: Yaşlı Adam ve Deniz

''Yenilgi nedir bilmeyen neşeli ve deniz mavisi gözlerinden başka her şeyiyle ihtiyardı.'' Hemingway'in son büyük uzun kurgu eseri Yaşlı Adam ve Deniz, yayımlanmasından itibaren birçok edebiyat ödülü ve başarılar kazanmıştır. Hem Pulitzer Kurgu Ödülü'nü almasını sağlamış, hem de Nobel'i kazanmasında büyük bir katkı sağlamıştır. Kitap kısaca yaşlı bir balıkçı olan Santiago'nun başından geçenlerin beş günde... Okumaya Devam et →

Güçlü Bir Korku Öyküsü: Cthulhu’nun Çağrısı

''Bir yabancı olduğumun hep bilincindeydim; bu yüzyılda ve hâlâ insan olanların arasında bir yabancıyım.'' Edebiyat dünyasında, özellikle Amerikan edebiyatında H.P. Lovecraft iki şekilde anılır; Korku edebiyatı ustası ve Cthulhu Mitosu'nun yaratıcısı. Yani incelediğimiz eser Cthulhu'nun Çağrısı, bu mitonun içinde olan ve Lovecraft'ın bilimkurgu ve korkuyu birleştirdiği eserlerden biridir. Eser diğer öykülerden hariç doğaüstü bir varlık olan... Okumaya Devam et →

İçimizden Biri: John Steinbeck II

”Söyleyecek şeyi olmayan bir adamın kelimeleri de olmuyor. Tersi de olabilir mi? Sözü söyleyecek kimsesi olmayan bir adamın kelimeleri de olmuyor çünkü kelimelere ihtiyacı olmuyor.” John Steinbeck, 27 Şubat 1902'de Salinas, Kaliforniya'da doğdu. Babası Prusya ve annesi İrlanda göçmeni olan bir ailede dünyaya geldi. Eski bir öğretmen anne Olive Hamilton, oğluna okuma alışkanlığı aşıladı ve kelime dünyasını genişletti. Babası... Okumaya Devam et →

Ortak Yönleriyle Stendhal ve Balzac

''Felix ve Sorel; yasak aşka tutunmuş iki yabancı.'' Fransa'nın iki büyük yazarı Stendhal ve Balzac, yaşadıkları dönemde hiçbir zaman saygı duyulmayan edebiyatçılar arasında ilk sırada yer alıyorlar. Fakat her ne kadar aynı dönemde aynı ülkenin aynı küçümser tavırları ile karşılaşmış olsalar bile, kendileri onları küçümseyenlerden hariç ölümsüz olmuş ve onları küçümseyenler tarihin tozlu sayfalarına çoktan... Okumaya Devam et →

Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day)

''Yarın ne kadar sürer diye sormuştum Anna, hatırladın mı? -Sonsuzluk ve bir gün kadar. Seni duyamadım? -Sonsuzluk ve bir gün kadar...'' Amansız bir hastalığa yakalanan yazar Alexander'ın hayatının son gününün anlatıldığı ''Sonsuzluk ve Bir Gün'' 1998 yılında çekilen Yunanistan yapımı filmdir. Ünlü yönetmen Theo Angelopoulos'un önceki filmlerinden hariç, daha yoğun duygu yüklü ve şiirsel temalı... Okumaya Devam et →

Bu Gece En Hüzünlü Şiiri Yazabilirim

''Neden şiirlerimi çalıp sevgiline kendi şiirlerinmiş gibi okudun postacı?Üstad, şiir yazanın değil ihtiyacı olanındır. Benim o şiirlere ihtiyacım vardı.'' Henüz on üç yaşında ilk çalışması Coşku ve Azim'den sonra hem siyasi hem edebi anlamda büyük yankı getirmiş Pablo Neruda; Nobel, Lenin, Golden Wreath gibi büyük ödülleri kazanmış, usta edebiyatçıdır. Onun tartışmalarla dolu siyasi yaşamı birçok... Okumaya Devam et →

Gecenin Ressamı: Petrus van Schendel

''Eski sanat büyüklerinin sırlarını bilmedikçe, onlar derecesine erişilemez.'' Petrus van Schendel 1806-1870 yılları arasında yaşayan, yapay ışık altında gece sahneleme tekniğinde ustalaşmış Hollandalı ressamdır. Eserlerinde belirgin olan mum ışığı onun resimleri için vazgeçilmez bir detaydır. Bu onun belirli bir süreden sonra Mösyö Chandelle (Bay Mum) olarak adlandırılmasını sağladı. Üstelik ressamın yeteneğinin keşfedilmesi tesadüfi bir şekilde... Okumaya Devam et →

Siyah Güller, Ak Güller: Mona Roza

''İçimde ölen öldü, kalan kaldı, ben aynı.'' Birçok şehir efsanesine konu olmuş Mona Roza şiiri hakkında bilinen en yaygın hikaye, gerçeklerle birlikte bir takım yanlışları da içeriyor; ''Mona Roza Tek Gül anlamına gelir. Bir rivayete göre Sezai Karakoç üniversitedeyken bir okul arkadaşına platonik aşık olur, bir türlü açılamaz. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim gören... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑