Kafka ve Oyuncak Bebeği Kaybolan Kız

Franz Kafka ölümünden bir yıl önce Steglitz Şehir Parkı'nda dolaşırken oyuncak bebeği kaybolan küçük bir kız görür. Kızın oyuncak bebeğini kaybetmesi Kafka'yı üzer. Zaten ağlamakta olan kıza yaklaşır ve bebeği onun yerine aramaya çıkacağını, yarın tekrardan burada buluşmayı teklif eder. Ertesi gün tekrardan küçük kızla parkta buluşur ve kıza bebeğini bulamadığını ama ondan mektup aldığını söyler.... Okumaya Devam et →

Şair Prens: Aleksandr Puşkin

Rusya'nın ölümsüz şairi Puşkin bugün tam 221 yaşında. Henüz 37 yaşındayken bir düelloda ölmesine rağmen arkasında bıraktığı yüzlerce şiir, düşünce onu kendi ulusal edebiyatının mihenk taşlarından biri kıldı. Çünkü İran'ın Firdevsi ile edebiyatını bulması gibi modern Rus edebiyatının da şüphesiz kahramanı Puşkin'den başkası değildir. Ölümünden yaklaşık 6 yıl önce yazdığı ve ülkemizde Ataol Behramoğlu tarafından... Okumaya Devam et →

Franz Kafka: Uykusuzluk Üzerine Röportaj

Dönüşüm, Dava, Şato, Milena'ya Mektuplar ve daha bir çok eser kaleme alan Kafka'nın başı uykusuzluk ile beladaydı. Hatta Dönüşüm kitabının baş karakteri Gregor Samsa ile yazar uykusuzluk sorununu ciddi boyutlarını anlatmak istemiş. Evet Kafka'nın uykusuzlukla başı beladaydı fakat aynı zamanda eserlerinin ilhamını da yine uykusuzluğun getirdiği semptomlarla oluşturuyordu. Son zamanlarda ise Lance Noroloji'de, researchgate editörünün... Okumaya Devam et →

Albrecht Dürer: Dua Eden Eller

Bugün usta ressam Albrecht Dürer'in resimleri sayılı müzelerde boy gösteriyorken, en ünlü eseri olan Dua Eden Eller'in trajik bir öyküsü var. Öyle ki öyküsü 500 yıl geçmesine rağmen tablonun hala konuşulmasını sağlıyor. Yıl 1400'leri gösterdiğinde Almanya'nın Nuremberg kentinde iki kardeş arasında hararetli bir tartışma geçiyordu. Bu iki kardeş dönemin şartlarına göre bile çok kötü sayılabilecek... Okumaya Devam et →

Siyahlar İçinde: Johnny Cash

''Merhaba ben Johnny Cash'' işte çoğumuzun doğmadığı yıllarda country müziğin en büyük efsanelerinden Johnny Cash, sahneye çıkmadan önce yalnızca bu kısa cümleyi söyler ve sade bir şekilde sanatını icra etmek için seyircilerden takdir toplardı. Ölümünden sonra da sanatçı asla unutulmadı. 2006 yılında çıkan ve Johnny Cash'in hayatını canlandıracağı oyuncuyu kendi seçtiği Walk the Line filmi,... Okumaya Devam et →

Ara Güler: İçinizi Isıtacak Bir Röportaj

Dünyaca ünlü oyuncular, yazarlar, eleştirmenler ve daha nicesini tek bir kareye sığdırmış Ara Güler ne yazık ki aramızdan çok kısa bir süre önce ayrıldı. Yarım asırdan fazla bir geçmişte bile kendisine Kanada, Japonya, İsviçre gibi ülkelerin dergileri tarafından özel sayı çıkarılan usta fotoğrafçı bir çok başarıya da adını yazdırmıştı. Ara Güler'in en sevdiğim yanı ise... Okumaya Devam et →

Robert Frost, Cheshire Kedisi ve Gidilmeyen Yollar

Doğumumuzdan ölümümüze hayatımız boyunca yaptığımız seçimler ve sonuçları hakkında çoğu zaman keşkeler ve pişmanlıklar ile baş başa kalırız. Kimisi geri dönüşün imkansızlığını kabul edip seçtiği yolu kabullenirken, bazılarımız da geri dönüşün olmayacağını bildiği halde çizdiği yoldan sapmaya çalışır. Fakat çoğu zaman geri dönüş imkansızdır. Seçtiğimiz yolun kararı bir kere verilmiştir. Karşımıza çıkan iki yoldan birini... Okumaya Devam et →

İçimizden Biri: John Steinbeck

Nobel ve Pulitzer ödüllü Steinbeck'i tanır mısınız? Evet hani şu Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri, Bitmeyen Kavga ve daha nicesini yazan kişi.Hadi o adamı yakından tanıyalım! ''İyi bir hikaye okuyabiliyordum, hatta onun nasıl yazıldığını biliyordum. Niçin ben böyle bir hikaye yazamıyordum? '' İşte yıllar önce bu cümleyle çıkmıştı yazarlık yoluna Steinbeck. Gençliği, parasızlık ve zorluklarla... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑